Katar, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın Suriye topraklarına girmesini sert bir dille kınadı. Doha yönetimi, bu adımı uluslararası hukukun ihlali ve Suriye'nin egemenliğine yönelik açık bir saldırı olarak değerlendirirken, bölgedeki istikrarı tehdit eden tehlikeli bir gelişme olarak nitelendirdi. Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail'in bu tür provokatif eylemlerinin Ortadoğu'daki gerginliği artıracağı ve barış çabalarını baltalayacağı vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, 22 Aralık 2024 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam yakınlarında bulunan ve stratejik öneme sahip Hermon Dağı'nın eteklerine kadar uzanan bir bölgeye giriş yaptı. Katz'a, İsrail Savunma Kuvvetleri'ne bağlı üst düzey komutanlar da eşlik etti. Bu ziyaret, İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını genişlettiği bir dönemde gerçekleşti. İsrail ordusu, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'deki askeri altyapıyı hedef alan kapsamlı hava saldırıları düzenlemiş ve bazı bölgelerde kara birliklerini konuşlandırmıştı.
Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, “Katar, İsrail Savunma Bakanı'nın Suriye topraklarına girmesini kınar. Bu eylem, Suriye'nin egemenliğinin ihlalidir ve uluslararası hukuka aykırıdır. İsrail'in bu tür provokasyonları bölgedeki istikrarı ciddi şekilde tehdit etmekte, çatışmanın yayılma riskini artırmaktadır” ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun İsrail'in bu tür ihlallerine karşı harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Suriye topraklarına yönelik bu son hamlesi, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas bir noktaya taşıdı. Özellikle Esad rejiminin çöküşünün ardından Suriye'de oluşan güç boşluğu, İsrail'in kuzey sınırındaki stratejik derinliğini artırmak için bir fırsat olarak görülüyor. İsrail, İran ve Hizbullah'ın Suriye'de yeniden yapılanmasını engellemek amacıyla askeri operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Ancak bu durum, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini savunan Arap ülkeleri ve uluslararası toplum tarafından endişeyle karşılanıyor.
Katar'ın tepkisi, sadece ikili bir anlaşmazlık olmanın ötesinde, Arap kamuoyunda giderek artan bir rahatsızlığın yansıması olarak değerlendiriliyor. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, İsrail'in Suriye'deki askeri varlığını genişletmesine karşı ortak bir tutum sergilemeye çalışıyor. Mısır ve Ürdün gibi İsrail'le barış anlaşması imzalamış ülkeler de dahil olmak üzere birçok Arap ülkesi, İsrail'in bu adımını kınadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de konuyla ilgili acil bir oturum talep edilirken, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.
Bu gelişme, aynı zamanda, İsrail'in yeni kurulan Suriye yönetimiyle ilişkilerini de olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. İsrail, başta Heyet Tahrir Şam (HTŞ) olmak üzere Suriye'deki yeni silahlı gruplarla doğrudan temas kurmaktan kaçınırken, sınır ötesi operasyonlarıyla varlığını hissettiriyor. Uzmanlar, İsrail'in bu politikasının uzun vadede Suriye'de kalıcı bir işgal riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Suriye topraklarına girmesi, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı doğrudan ilgilendiren bir gelişmedir. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine verdiği desteği sıklıkla vurguluyor. Bu bağlamda, İsrail'in adımları Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarıyla çelişmekte ve iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilere yeni bir kriz unsuru eklemektedir. Türkiye, İsrail'in bu tür tek taraflı eylemlerinin bölgesel barışı tehdit ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu düşünmektedir. Ayrıca, bu gelişme Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı Suriyeli mültecilerin geri dönüş sürecini de olumsuz etkileyebilir ve bölgede yeni bir çatışma dalgası tetikleyebilir. Türkiye'nin, Suriye'deki istikrarı sağlamak ve toprak bütünlüğünü korumak için diplomatik girişimlerini artırması beklenmektedir.