ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumartesi akşamı İsviçre’ye gitmek üzere Washington’dan ayrıldı. Vance’e, özel elçi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner de eşlik ediyor. Heyetin, İran ile teknik düzeyde yapılacak görüşmelerde olası bir nükleer anlaşmanın çerçevesini oluşturması bekleniyor. Görüşmelerin öncesinde ise İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, ABD-İran ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgası yaratmış durumda.
Hürmüz Boğazı Gerilimi ve Teknik Müzakereler
ABD ve İran bu hafta, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için ön anlaşmaya varmıştı. Ancak İran’ın son açıklamaları, boğazı yeniden kapatma tehdidini gündeme getirdi. Dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik su yolu, İran’ın elinde önemli bir koz. Trump yönetimi, İran’ın nükleer programına yönelik müzakerelerde ilerleme sağlamak için bu tehdidi bastırmaya çalışıyor. Vance ve ekibinin İsviçre’de yapacağı görüşmelerde, uranyum zenginleştirme seviyeleri ve yaptırımların hafifletilmesi gibi teknik konuların ele alınması planlanıyor.
Geçtiğimiz haftalarda ABD ve İran arasında Umman aracılığıyla dolaylı görüşmeler yapılmış, ancak somut bir ilerleme kaydedilmemişti. Trump yönetimi, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek için askeri seçeneği de masada tutuyor. Ancak şimdilik diplomatik kanalın ön planda olduğu görülüyor. Witkoff ve Kushner’ın, geçmişteki İbrahim Anlaşmaları’ndaki deneyimlerini bu sürece taşıması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında büyük bir şoka yol açabilir. Petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması, özellikle ABD ve Avrupa ekonomilerini olumsuz etkileyebilir. Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler de bu durumdan doğrudan etkilenecektir. Öte yandan, İran’ın bu tehdidi, nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabası olarak görülüyor. Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması ve ekonomik rahatlama karşılığında nükleer faaliyetlerini sınırlamaya sıcak bakıyor. Ancak Trump yönetiminin iç siyasi dinamikleri, anlaşma için zaman baskısı yaratıyor. ABD’nin 2025 seçim takvimi, başkanın dış politika başarısına ihtiyaç duyduğu bir döneme denk geliyor.
Arap ülkeleri ve İsrail, İran’ın nükleer programına karşı derin endişe duyuyor. Suudi Arabistan ve BAE, nükleer İran’ın bölgesel dengeleri bozacağından korkuyor. İsrail ise askeri müdahale seçeneğini açık tutuyor. Vance’in İsviçre’de yapacağı görüşmelerin başarısızlığı, bölgede yeni bir çatışma riskini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için kritik önem taşıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Türkiye’nin enerji ithalatında ciddi aksamalara yol açabilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden sağlıyor. Ayrıca, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye-İran ticaretini olumlu etkileyebilir. Türkiye, nükleer müzakerelerde arabulucu rolü oynayabilecek konumda. Ancak ABD ile İran arasındaki gerginlik, Türkiye’nin enerji güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Ankara’nın, hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.