ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel gerilimleri sona erdirme hedefiyle yürütülen müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği sırada, Tahran yönetimi Lübnan'daki müttefiki Hizbullah'a olan bağlılığını bir kez daha vurgulayarak İsrail'in güney Lübnan'dan tamamen çekilmesini talep etti. Bu hamle, ABD'li diplomatların geçici bir anlaşma için zemin yoklamaya çalıştığı bir dönemde, barış sürecini karmaşıklaştırıyor ve taraflar arasındaki güven bunalımını derinleştiriyor.
Gelişmenin arka planı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Hizbullah, Lübnan'ın meşru direniş gücüdür ve İran bu direnişi her zaman desteklemiştir” ifadelerini kullandı. Kenani ayrıca, İsrail'in Lübnan topraklarındaki işgaline son vermesinin bölgesel istikrar için hayati olduğunu belirterek, “Güney Lübnan'daki işgalin sona ermesi, herhangi bir kapsamlı anlaşmanın ön koşuludur” dedi.
Bu açıklamalar, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk'ün bölgeyi ziyaret ederek Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi kilit aktörlerle görüşmeler yaptığı bir döneme denk geldi. McGurk'ün ziyaretinin ana gündem maddelerinden biri, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği azaltması karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini öngören bir "geçici anlaşma"ydı. Ancak Tahran'ın Hizbullah'a yönelik bu açık destek beyanı, ABD'li yetkililerin bu konuda ilerleme kaydetmesini zorlaştıracak gibi görünüyor.
Hizbullah, 2006 yılında İsrail'le yaşadığı savaştan bu yana askeri kapasitesini önemli ölçüde artırdı ve Lübnan siyasetinde belirleyici bir aktör haline geldi. İran, Hizbullah'a yıllık yüz milyonlarca dolar değerinde mali ve askeri yardım sağlıyor; bu yardımlar arasında hassas güdümlü füzeler ve insansız hava araçları da bulunuyor. İsrail ise Hizbullah'ın bu gücünü kendi kuzey sınırları için varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve zaman zaman Suriye'de İran bağlantılı hedeflere saldırılar düzenliyor.
Bölgesel boyut
İran'ın bu hamlesi, sadece ABD ile yürütülen müzakereleri değil, aynı zamanda Lübnan'ın iç siyasi dengelerini de etkiliyor. Lübnan'da cumhurbaşkanlığı seçiminin 12. kez ertelenmesi ve ülkenin derin ekonomik krizle boğuşması, Hizbullah'ın siyasi nüfuzunu daha da artırmış durumda. Birçok analist, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin, Tahran'ın bölgede nüfuz mücadelesinde elini güçlendirdiğini ancak aynı zamanda İsrail ve ABD ile gerilimi tırmandırdığını belirtiyor.
Bu gelişme, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde de endişeyle karşılanıyor. Riyad yönetimi, İran'ın Lübnan üzerindeki etkisini azaltmak için uzun süredir diplomatik ve mali çaba harcıyor. Ancak İran'ın son açıklamaları, Suudi Arabistan'ın Lübnan'daki etkisini sınırlamaya yönelik girişimlerinin başarısız olabileceğini gösteriyor. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu açıklamalara sert tepki göstermesi bekleniyor; Netanyahu daha önce İran'ın nükleer programına ve vekil güçlerine karşı askeri seçenekler dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtmişti.
Uluslararası Kriz Grubu'nun son raporuna göre, İran ile ABD arasında varılacak olası bir geçici anlaşma, bölgesel gerilimi bir süreliğine düşürebilir ancak Hizbullah gibi vekil güçlerin statüsü konusundaki anlaşmazlık, daha kapsamlı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Raporda, “İran'ın Hizbullah'a olan bağlılığı, Tahran'ın bölgesel nüfuz projeksiyonunun temel taşıdır ve bu nedenle müzakerelerde kolayca taviz verilmesi beklenmez” deniliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından kritik bir dönemde yaşanıyor. Ankara, bir yandan İran'la enerji ve güvenlik işbirliğini sürdürürken, diğer yandan İsrail'le son dönemde normalleşme adımları atıyor. İran'ın Hizbullah'a verdiği destek, Suriye'deki dengeleri de etkileyebilir; zira Türkiye ve İran, Suriye'de zaman zaman zıt kutuplarda yer alıyor. Ayrıca, ABD-İran geriliminin tırmanması, Katar ve Irak üzerinden Türkiye'ye yönelik enerji arzını ve bölgesel ticareti olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, İran yaptırımlarından kaçınmak için dikkatli bir diplomatik denge politikası izlemesi gerekecek.