Azak Denizi'nde iki yabancı kargo gemisine yönelik drone saldırısında beş Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırının uluslararası sularda meydana geldiği ve gemilerden birinin Azerbaycan bandıralı olduğu bildirildi. Bakanlık, ölü ve yaralıların kimliklerinin tespiti için çalışmaların sürdüğünü, ailelerine bilgi verildiğini açıkladı. Saldırının arkasında kimin olduğu henüz netleşmezken, bölgede artan askeri faaliyetler dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Azak Denizi, Ukrayna'nın güneydoğusunda yer alan ve Karadeniz'e bağlanan stratejik bir su yoludur. 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinin ardından bölgedeki gerilim sürekli yükselmiştir. Ukrayna, Rusya'yı Azak Denizi'nde ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlemekle suçlarken, Moskova bu iddiaları reddetmektedir. Saldırının hemen ardından Ukrayna makamları olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Öte yandan Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, saldırıyı kınayarak, uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Bölgedeki deniz ticareti, savaş nedeniyle ciddi sekteye uğramış durumda; sigorta primleri artarken birçok gemi rotasını değiştirmek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Azak Denizi'ndeki bu saldırı, sadece bölgesel bir olay olmanın ötesinde küresel deniz güvenliği açısından da kaygı yaratmaktadır. Uzmanlar, insansız hava araçlarıyla ticari gemilere yönelik saldırıların daha da yaygınlaşabileceği uyarısında bulunuyor. Rusya-Ukrayna savaşının deniz boyutu, sivil gemilerin hedef alınmasıyla yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Azerbaycan'ın Karadeniz'e kıyısı olmamasına rağmen, vatandaşlarının bu gemilerde çalışıyor olması, ülkenin deniz ticaretindeki rolünü gösteriyor. Olay, aynı zamanda Azerbaycan ile Rusya arasında zaten karmaşık olan ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Enerji koridorlarının kesiştiği bir noktada yaşanan bu saldırı, küresel tedarik zincirlerinde de aksamalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Azak Denizi'ndeki bu saldırı, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki deniz trafiğinin düzenlenmesinde kilit rol oynarken, bölgede artan sivil gemi saldırıları Türk bandıralı gemiler ve Türk denizciler için de risk oluşturmaktadır. Ayrıca Azerbaycan ile olan kardeşlik ilişkileri nedeniyle Ankara'nın Bakü'ye destek vermesi beklenebilir. Bu olay, Türkiye'nin Karadeniz güvenliği konusunda daha proaktif bir politika izlemesini ve NATO müttefikleriyle koordinasyonu artırmasını gerektirebilir.