İsrail güçleri, 5 Haziran 2026 itibarıyla İran savaşı kapsamında Lübnan operasyonlarını yoğunlaştırdı. Güney Lübnan'da devam eden hava saldırıları ve Hizbullah'ın roket ve insansız hava aracı (drone) taarruzları, bölgede gerilimi tırmandırıyor. İsrail ordusu, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını açıklarken, Hizbullah da İsrail mevzilerine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Çatışmalar, son 24 saat içinde sivil kayıplara ve altyapı hasarına yol açtı. Uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı.
Gelişmenin Arka Planı
Çatışmalar, İran ile İsrail arasındaki gerilimin bir yansıması olarak 2026 başlarında başlamıştı. İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesi kapsamında, Hizbullah'ın İran'ın Lübnan'daki önemli bir müttefiki olarak öne çıkması, İsrail'in kuzey sınırında doğrudan bir tehdit yaratıyor. İsrail, son haftalarda Hizbullah'ın füze stoklarını ve komuta merkezlerini vurmak için hava operasyonlarını artırdı. Hizbullah ise İsrail'in kuzey şehirlerine roket yağdırarak karşılık veriyor. Geçmişte 2006 yılında yaşanan benzer bir çatışmanın ardından bölgede istikrarsızlık sürerken, bu kez daha geniş bir cephe oluşması endişelere yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çatışmalar, sadece İsrail ve Lübnan arasında kalmayıp bölgesel güç dengesini de etkiliyor. İran, Hizbullah'a doğrudan destek verirken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri İran'ın nüfuzunun sınırlanması için İsrail'e dolaylı destek sağlıyor. Bu durum, bölgede Sünni-Şii ekseninde bir kutuplaşmayı derinleştiriyor. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e askeri yardımı ve Rusya'nın Suriye'deki varlığı, çatışmanın küresel bir boyut kazanmasına neden oluyor. Akdeniz'de enerji kaynakları ve deniz ticaret yolları üzerindeki kontrol mücadelesi, bu gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı doğrudan etkiliyor. Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve deniz sınırları üzerinde risk oluşturuyor. Ayrıca, İran ile İsrail arasındaki savaş, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türkiye, hem İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, hem de İsrail'le diplomatik bağlarını korumaya çalışıyor. Bu hassas dengede, çatışmaların yayılması, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını ve mülteci politikasını da etkileyebilir.