İran, 3 Haziran 2025'te hayatını kaybeden eski Lideri Ali Hamaney için düzenlenen anma törenlerinde, rejimin sürekliliğine vurgu yaparken, bölgesel rakiplerine yönelik intikam mesajları verdi. Pazar ve Pazartesi günleri ülke genelinde resmi tatil ilan edilirken, halkın cenaze alayına katılımının artırılması hedeflendi. Başkent Tahran başta olmak üzere büyük şehirlerde yas atmosferi yaşanırken, devlet televizyonu sürekli olarak Hamaney'in hayatına dair belgeseller ve konuşmalar yayınladı.
Anma törenlerinin arka planı
Hamaney'in ölümü, İran siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. 1989'dan bu yana ülkenin en üst dini ve siyasi otoritesi olan Hamaney, devrimin ikinci kuşak lideri olarak görülüyordu. Ölümü, yerine kimin geçeceği ve rejimin geleceği konusunda belirsizlik yaratmıştı. Ancak Uzmanlar Meclisi, Hamaney'in ölümünden kısa süre sonra İbrahim Reisi'yi yeni lider olarak seçmişti. Anma törenleri, hem Reisi'nin liderliğini meşrulaştırmak hem de Hamaney'in mirasını sürdürmek amacıyla kullanılıyor. Törenlerde, Hamaney'in 'Büyük Şeytan'a karşı direniş ve Filistin davasına bağlılık gibi söylemleri ön plana çıkarılıyor. Devlet medyası, Hamaney'in İslam devriminin ideallerini koruduğunu ve ülkeyi dış tehditlere karşı savunduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hamaney anması, İran'ın bölgesel ve küresel aktörlere yönelik mesajlarını da içeriyor. İran, özellikle İsrail ve ABD'ye yönelik intikam tehditlerini sürdürüyor. Anma sırasında yapılan konuşmalarda, İsrail'e karşı 'siyonist rejimin yok edilmesi' çağrıları yapıldı ve ABD'ye yönelik 'Büyük Şeytan' söylemi tekrarlandı. Törenler, İran'ın Suriye, Lübnan ve Yemen'deki müttefikleriyle dayanışmayı da pekiştiriyor. Özellikle Hizbullah ve Husilerin temsilcilerinin katıldığı törenler, direniş ekseninin gücünü sergileme amacı taşıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel rakiplerle son dönemde yaşanan yakınlaşma girişimlerine rağmen, anma törenlerindeki sert retorik, İran'ın yumuşama konusunda temkinli olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'daki liderlik değişimini yakından takip ediyor. İran'ın istikrarı, Türkiye'nin güvenliği ve bölgesel politikaları açısından kritik. İran'ın intikam ve direniş söylemlerini sürdürmesi, özellikle Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarını tehdit edebilecek istikrarsızlık alanları yaratma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesi, Türkiye'nin dış politikasında dikkatle dengelenmesi gereken unsurlar. Ankara, Tahran ile işbirliği kanallarını açık tutarken, bölgesel rekabeti de yönetmek zorunda.