Aşırı sağcı bir aktivist ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın sadık destekçisi, başkent Washington DC’yi etkisi altına alan rekor sıcak hava dalgasının, Trump’a muhalif kişiler tarafından ‘jeomühendislik’ yoluyla kasıtlı olarak yaratıldığını öne sürdü. Söz konusu iddia, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, bilim dünyasından sert tepkiler aldı.
İddianın kaynağı ve içeriği
MAGA (Make America Great Again) hareketinin önde gelen isimlerinden biri olan Jack Posobiec, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Trump Derangement Syndrome’ (Trump Deliliği Sendromu) olarak adlandırdığı bir grup insanın, başkanı zor durumda bırakmak için hava durumunu manipüle ettiğini ileri sürdü. Posobiec, “DC’deki bu aşırı sıcaklık tesadüf olamaz. Bunu yapanlar, Trump’a olan nefretleriyle hareket ediyor” ifadelerini kullandı.
Posobiec’in iddiası, kısa sürede binlerce kez paylaşıldı ve bazı Trump taraftarları tarafından ciddiye alındı. Ancak meteorologlar ve iklim bilimciler, bu tür komplo teorilerinin bilimsel temelden yoksun olduğunu vurguladı. Amerikan Meteoroloji Derneği’nden yapılan açıklamada, “Sıcak hava dalgaları, atmosferik basınç sistemlerinin doğal bir sonucudur. Jeomühendislik, bu ölçekte hava olaylarını yaratmak için kullanılamaz” denildi.
Komplo teorilerinin yükselişi
Bu olay, ABD’de siyasi kutuplaşmanın yeni bir boyutunu gözler önüne seriyor. Özellikle Trump taraftarları arasında yaygın olan komplo teorileri, iklim değişikliği gibi bilimsel konuları da etkisi altına alıyor. Uzmanlar, bu tür iddiaların toplumda bilimsel gerçeklere olan güveni zedelediğine dikkat çekiyor. Harvard Üniversitesi’nden sosyolog Dr. Emily Parker, “Jeomühendislik teorileri, genellikle hükümete veya kurumlara duyulan güvensizlikten besleniyor. Bu, sağlıklı bir demokrasi için tehlikeli bir eğilim” dedi.
Washington DC’de yaşanan sıcak hava dalgası, geçtiğimiz hafta termometrelerin 38°C’yi göstermesiyle kayıtlara geçti. Şehir yönetimi, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için uyarılarda bulunurken, soğutma merkezleri açtı. Ancak Posobiec’in iddiası, asıl tartışmayı sosyal medyada yarattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu tür komplo teorileri, Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda güvenilir bilgi akışına olan ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor. Özellikle sosyal medyanın bilgi kirliliğiyle mücadelede ortak stratejiler geliştirilmesi, Türkiye’nin dijital diplomasi politikaları açısından önem taşıyor. Ayrıca iklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel verilere dayalı uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, Türkiye’nin de dahil olduğu küresel çabaların bir parçası olarak değerlendirilebilir.