İran'da artan savaş baskısı ve ekonomik yaptırımların gölgesinde gıda fiyatları hızla yükselirken, halk temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek zorlanıyor. Tahran yönetimi, tüketiciler üzerindeki yükü hafifletmek amacıyla gıda kuponları dağıtımına başlarken, asgari ücrete yüzde 20 oranında zam yaparak alım gücünü artırmaya çalışıyor. Ancak başkent Tahran'da Deutsche Welle'ye konuşan vatandaşlar, bu önlemlerin yetersiz kaldığını ve birçok ailenin artık et, süt ve yumurta gibi temel gıdaları alamaz hale geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, İran ekonomisinin yıllardır süren uluslararası yaptırımlar ve iç istikrarsızlık nedeniyle kırılgan olduğuna dikkat çekiyor.
Artan fiyatlar karşısında hükümetin çaresiz kalan önlemleri
İran hükümeti, son dönemde gıda fiyatlarındaki artışı kontrol altına almak için çeşitli tedbirler hayata geçirdi. Bunların başında dar gelirli ailelere yönelik gıda kuponu uygulaması geliyor. Kuponlar, un, pirinç, yağ ve süt gibi temel ihtiyaçların sübvansiyonlu fiyattan alınmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra işçi kesiminin taleplerini karşılamak amacıyla asgari ücret yüzde 20 artırılarak 9 milyon tümene (yaklaşık 170 dolar) yükseltildi. Ancak uzmanlar, enflasyon oranının yıllık yüzde 50'yi aştığı bir ortamda bu artışın çok sınırlı kaldığı görüşünde. Özellikle büyük şehirlerde kira ve ulaşım gibi giderlerin de arttığı düşünüldüğünde, asgari ücretin geçim sağlamaya yetmediği ifade ediliyor.
Tahran'da bir kasap olan Reza Muhammedi, DW'ye yaptığı açıklamada, "Bir yıl önce bir kilo kıyma 200 bin tümen iken şimdi 600 bin tümenden aşağı değil. Müşteri sayım yarı yarıya azaldı. Eskiden bir aile haftada bir kilo alırken şimdi iki ayda bir alabiliyor" dedi. Benzer şekilde bir fırıncı olan Ali Rıza Hüseyni de ekmeğin gramajında küçülmeye gittiklerini ancak talebin yine de düştüğünü söyledi: "İnsanlar ekmek almaya bile para bulamıyor. Devletin dağıttığı kuponlar olmasa aç kalacaklar."
Savaşın bölgesel etkileri ve İran'ın kırılgan ekonomisi
İran'da gıda fiyatlarındaki yükselişin en önemli nedenlerinden biri, Ukrayna-Rusya savaşı sonrası küresel gıda ve enerji fiyatlarındaki artış. İran, buğday ve ayçiçek yağı gibi temel gıda maddelerinde dışa bağımlı olduğu için, uluslararası piyasalardaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Savaş nedeniyle tahıl koridorlarının aksaması ve Rusya'ya uygulanan yaptırımlar, dünya genelinde gıda fiyatlarını rekor seviyelere taşırken, İran da bu dalgadan nasibini alıyor. Ayrıca İran'a uygulanan ABD yaptırımları, ülkenin döviz rezervlerini eritiyor ve ithalatı zorlaştırarak fiyatları daha da yukarı çekiyor.
İran ekonomisi, nükleer programı nedeniyle yıllardır süren uluslararası yaptırımların yanı sıra yolsuzluk, verimsizlik ve aşırı istihdam gibi yapısal sorunlarla boğuşuyor. Son dönemdeki protestolarda da sıkça dile getirilen hayat pahalılığı, hükümetin popülaritesini giderek azaltıyor. Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre, İran'da enflasyon 2023 yılında yüzde 50 seviyesinde gerçekleşirken, işsizlik özellikle gençler arasında yüzde 25'i aşmış durumda. Bu tablo, İran'da toplumsal huzursuzluğun daha da artabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki gıda krizi ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye açısından doğrudan ve dolaylı etkiler barındırıyor. Öncelikle, İran ile Türkiye arasında önemli bir ticaret hacmi bulunuyor. İran ekonomisinin zayıflaması, Türkiye'nin İran'a yaptığı ihracatı olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, İran'da yaşanabilecek toplumsal olaylar veya bir mülteci dalgası, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca, İran'ın enerji fiyatlandırması ve yaptırımlar nedeniyle alternatif güzergâhlar arayışı, Türkiye'nin enerji koridoru olma rolünü etkileyebilir. Son olarak, İran'daki istikrarsızlık, bölgesel dengeleri değiştirerek Türkiye'nin Ortadoğu politikasında yeni manevralar yapmasını gerektirebilir.