İran'da nükleer anlaşma beklentileri yükselirken ekonomik kriz derinleşiyor. Tarihçi ve yazar Arash Azizi'nin NPR'den Adrian Florido'ya verdiği demeçte, "İranlılar artık bir zamanlar sahip oldukları hayatı karşılayamıyor" ifadesi, ülkedeki ekonomik çöküşün boyutlarını gözler önüne seriyor. Riyal dolar karşısında tarihi dip seviyelere gerilerken, enflasyon ve işsizlik halkın alım gücünü eritiyor. Tahran'da yaşayanlar, temel gıda maddelerinin bile lüks haline geldiğini belirtiyor.
Ekonomik Baskı Altındaki Günlük Hayat
İran Merkez Bankası verilerine göre, döviz kuru son bir yılda %80'den fazla artış gösterdi. Resmi olarak 1 dolar 42 bin riyal olarak belirlenmiş olsa da, serbest piyasada bu rakam 1 milyon riyale dayandı. Bu durum, ithalata bağımlı birçok sektörde fiyatların katlanmasına neden oldu. Özellikle ilaç, gıda ve enerji fiyatlarındaki artış, alt gelir gruplarını zor durumda bırakıyor.
İranlı yazar Arash Azizi, halkın artık eskisi gibi sosyal hayatının olmadığına dikkat çekiyor. "İnsanlar artık restoranlara gidemiyor, tatile çıkamıyor. Çocuklarının eğitim masraflarını karşılamakta zorlanıyor" diyen Azizi, ekonomik krizin toplumsal dokuyu da dönüştürdüğünü ifade ediyor. Tahran sokaklarında yapılan röportajlarda, birçok İranlı 'gelecek kaygısı' yaşadığını belirtiyor.
Barış Beklentisi ve Dolar Kısır Döngüsü
İran ile Batı arasında nükleer anlaşma görüşmeleri devam ederken, piyasalarda bir iyimserlik havası oluştu. Ancak bu beklenti, döviz talebini daha da artırdı. İranlılar, anlaşma olursa riyalin değer kazanacağı umuduyla döviz alımlarını hızlandırdı. Bu da dolara olan talebi artırarak riyali daha da zayıflattı. Ekonomistler, bu kısır döngünün kısa vadede kırılamayacağını söylüyor.
Bölgesel olarak İran'ın ekonomik çöküşü, komşu ülkeleri de etkiliyor. Özellikle Irak, Afganistan ve Pakistan'a olan İran ihracatı azaldı. Aynı şekilde, İran'dan kaçan sermaye, Dubai ve Türkiye gibi ülkelerde gayrimenkul fiyatlarını yukarı çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz, Türkiye için hem fırsat hem de risk unsuru taşıyor. İran ile sınır ticareti yapan bölgeler (Van, Hakkari, Ağrı) bu durumdan olumsuz etkileniyor; ihracat düşerken kaçakçılık artıyor. Öte yandan, krizi fırsat bilen İranlı yatırımcılar Türkiye'de gayrimenkul ve işletme alımlarını artırıyor. Türk dış politikası açısından ise, İran'da yaşanacak bir toplumsal patlama (göç dalgası) veya rejim değişikliği, Doğu sınırları için ciddi güvenlik tehdidi oluşturabilir. Ayrıca, enerji ithalatında İran'a bağımlılık (doğalgaz) nedeniyle, Tahran yönetiminin istikrarı Ankara için hayati önem taşıyor.