İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesine ait dondurulmuş varlıkların nasıl kullanılacağına sadece Tahran yönetiminin karar verebileceğini belirtti. İrevani, bu varlıkların kullanımı konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddederek, İran'ın egemenlik haklarının altını çizdi. Açıklama, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle uluslararası yaptırımlar altında olduğu bir dönemde geldi. İran, Güney Kore'de bloke edilen 7 milyar doları da kapsayan dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını uzun süredir talep ediyor.
Dondurulmuş Varlıkların Arka Planı
İran'ın yurtdışındaki dondurulmuş varlıkları, özellikle Güney Kore ve Irak gibi ülkelerdeki bankalarda tutulan mevduatlar ile Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki diğer kaynakları kapsıyor. Bu varlıklar, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar nedeniyle dondurulmuştu. İran, bu fonların insani ihtiyaçlar, özellikle de gıda ve ilaç ithalatı için kullanılmasını istiyor. Ancak ABD, fonların terörü finanse etmek veya balistik füze programına yönlendirilebileceği endişesiyle sıkı denetim talep ediyor. Eylül 2023'te, ABD ve İran arasında bir esir takası anlaşması kapsamında Güney Kore'deki 6 milyar doların Katar üzerinden insani amaçlar için serbest bırakılması konusunda mutabakata varılmıştı. Ancak bu anlaşma, Gazze'deki savaş ve İran'ın bölgesel faaliyetleri nedeniyle yeniden tartışmaya açıldı.
Bölgesel Etkileri ve Nükleer Müzakereler
İran'ın dondurulmuş varlıklar konusundaki kararlı tutumu, Tahran ile Batı arasında devam eden nükleer müzakereleri doğrudan etkiliyor. İran, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için müzakerelerde bulunsa da, süreç büyük ölçüde durmuş durumda. Batılı yetkililer, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ve balistik füze programını gerekçe göstererek Tahran'a yeni yaptırımlar uygulamayı değerlendiriyor. Buna karşılık, İran, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıklarına erişim talebinde ısrarcı. Bu durum, bölgedeki diğer aktörleri de etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini dile getirirken, aynı zamanda Tahran'la diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Çin ve Rusya ise İran'ın pozisyonunu destekliyor ve ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın dondurulmuş varlıklar konusundaki tutumu, Türkiye'nin enerji politikaları ve komşularıyla ilişkileri açısından önem taşıyor. Ankara, İran'dan doğal gaz ithal ediyor ve iki ülke arasında ticari ilişkiler yaptırımlar nedeniyle sınırlı da olsa devam ediyor. Türkiye, ABD yaptırımlarına rağmen İran'la ticaretini sürdürme çabasında. Bu bağlamda, İran'ın varlıklara erişim sağlaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve bölgesel ticaret hacmini artırabilir. Öte yandan, Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumda denge politikası izliyor; hem Tahran'la iyi ilişkiler sürdürmeye hem de Batı ittifakındaki konumunu korumaya çalışıyor. Bu nedenle, İran'ın dondurulmuş varlıklarına ilişkin gelişmeler, Türkiye'nin dış politika dengelerini ve enerji arz güvenliğini yakından ilgilendiriyor.