ABD Başkanı Donald Trump'ın uzun süren diplomasi trafiği sonucunda varılan Gazze ateşkes anlaşması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için bir kurtuluş mu yoksa siyasi bir çöküşün başlangıcı mı sorusunu gündeme getirdi. Anlaşma, Trump'ın Ortadoğu'daki en büyük diplomatik zaferi olarak görülürken, Netanyahu ise İsrail kamuoyunun büyük çoğunluğunun devamını istediği bir savaşı sonlandırmak zorunda kalmanın ağır yüküyle karşı karşıya kaldı. Başbakan, savaşın başından beri 'mutlak zafer' söylemiyle halkını ateşlerken, şimdi bu söylemin gerçekleşmediği bir masada oturuyor.
Arka plan: Ateşkesin detayları ve Netanyahu'nun çıkmazı
Haftalardır süren görüşmelerin ardından varılan ateşkes, öncelikle insani yardımların Gazze'ye ulaştırılmasını ve karşılıklı esir takasını öngörüyor. Ancak İsrail iç politikasında bu anlaşma, Netanyahu'nun koalisyon ortakları arasında ciddi bir bölünmeye yol açtı. Aşırı sağcı partiler, ateşkesi 'teslimiyet' olarak nitelendirirken, merkez sağ kanat ise savaşın maliyetinin artık kaldırılamaz boyutlara ulaştığına dikkat çekiyor. İsrail ordusu kayıplarını ve sivil can kaybını azaltmak için bu anlaşmayı desteklerken, Netanyahu'nun siyasi kariyeri için en büyük tehdit, savaşı 'kazanma' sözünü tutamaması. Uzmanlara göre Başbakan, savaşın başında ilan ettiği hedeflerin tamamına ulaşamadığı için seçmen nezdinde güven kaybı yaşıyor. Anlaşma aynı zamanda İsrail'in kuzey sınırındaki Hizbullah tehdidini de denklem dışı bırakmıyor; aksine bu grupların yeniden toparlanmasına zaman kazandırabilir.
Bölgesel boyut: Trump'ın stratejik hamlesi ve küresel yankılar
Trump'ın bu anlaşmayı kendi başkanlık mirası için kritik bir koz olarak gördüğü biliniyor. 2024 seçimlerine hazırlanan Trump, Ortadoğu'da kalıcı bir barış sağlayarak dış politika vizyonunu kanıtlamak istiyor. Ancak ateşkesin sürdürülebilirliği, Gazze'nin yeniden imarı ve Filistin yönetiminin bölgedeki rolü gibi konular halen masada. ABD, bu anlaşmayla Suudi Arabistan'ın normalleşme sürecine yeniden dahil edilmesini umuyor. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları, anlaşmanın uygulanmasında kritik rol oynayacak. Avrupa Birliği ise insani yardım koridorlarının açılmasını memnuniyetle karşılarken, İsrail'in savaş sonrası güvenlik düzenlemelerine ilişkin garantiler talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Filistin politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Gazze'de kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm için uzun süredir diplomatik girişimlerde bulunuyor. Anlaşmanın uygulanması halinde, Türkiye'nin insani yardım ve yeniden imar sürecinde kilit rol üstlenmesi beklenebilir. Ayrıca, Netanyahu'nun iç siyasi zaafları, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliklerini ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşme sürecini de etkileyebilir. Türk dış politikası, bu dengeleri gözeterek bölgedeki nüfuzunu korumaya çalışacaktır.