Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi (OHCHR), Sudan'daki iç savaşta cinsel şiddetin sistematik bir şekilde "savaş silahı" olarak kullanıldığını belgeleyen bir rapor yayımladı. Raporda, ülke genelinde 546 vakanın doğrulandığı, bunların çoğunun kadın ve kız çocuklarına yönelik olduğu, ancak erkek ve erkek çocuklarının da hedef alındığı ifade edildi. BM, bağımsız soruşturmalar yapılmasını ve faillerin hesap vermesini talep etti.
Çatışmanın gölgesinde kadın bedeni
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkeyi insani bir felakete sürüklerken, cinsel şiddet de giderek yaygınlaşıyor. BM raporu, vakaların büyük bölümünün Hartum, Darfur ve Kordofan bölgelerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Silahlı grupların, özellikle Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ve müttefik milislerin, cinsel şiddeti bir terör ve kontrol aracı olarak kullandığı belirtiliyor.
Raporda, mağdurların çoğunun kaçırılma, alıkonulma ve defalarca tecavüze uğrama gibi ağır ihlallere maruz kaldığı kaydediliyor. Birçok kadın, saldırıların ardından hamile kaldığını ancak tıbbi yardıma erişemediğini ifade etti. Sosyal damgalama ve intikam korkusu nedeniyle çoğu vakanın kayıt altına alınamadığı, gerçek sayıların çok daha yüksek olabileceği uyarısı yapılıyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, "Cinsel şiddet, çatışmanın kaçınılmaz bir yan ürünü değil, savaşın bir silahıdır. Bu suçların failleri mutlaka yargılanmalıdır" dedi. Türk, uluslararası toplumu Sudan'da hesap verilebilirliği sağlamak için harekete geçmeye çağırdı.
Bölgesel ve küresel yankılar
Sudan'daki cinsel şiddet krizi, yalnızca ülkenin değil, tüm Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinin istikrarını tehdit ediyor. Milyonlarca insanın yerinden edildiği çatışmada, kadınlar ve kız çocukları en kırılgan gruplar arasında yer alıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Sudanlı mültecilerin komşu ülkelere akın ettiğini ve bu ülkelerde de cinsel şiddet riskinin arttığını bildiriyor.
Uluslararası toplum, Sudan'da ateşkes sağlanması ve insani yardım koridorlarının açılması için çaba gösteriyor ancak somut ilerleme kaydedilebilmiş değil. ABD, Norveç ve İngiltere gibi ülkeler, BM Güvenlik Konseyi'nde Sudan'daki insan hakları ihlallerine daha sert yaptırımlar uygulanmasını talep ediyor. Ancak Çin ve Rusya'nın vetosu nedeniyle bu girişimler şimdiye kadar başarısız oldu.
Uzmanlar, cinsel şiddetin çatışma çözümü süreçlerinde genellikle göz ardı edildiğini, ancak Sudan'da bu suçların cezasız kalmasının gelecekteki barış çabalarını da zedeleyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki insani kriz ve cinsel şiddet boyutu, Türkiye'nin Doğu Afrika politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel bağlara ve son yıllarda geliştirdiği ekonomik ve askeri iş birliğine sahip. Ancak mevcut çatışma, bu ilişkileri zorluyor. Ankara, taraflar arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunurken, insani yardımlarını sürdürüyor. Cinsel şiddet raporu, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasisinin bu boyutu da içermesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık Kızıldeniz ticaretini ve bölge güvenliğini etkilediği için, Türkiye'nin deniz güvenliği ve enerji koridorları açısından da önem taşıyor. Ancak Türkiye'nin doğrudan bir taraf olmadığı bu krizde, diplomatik çözüm çağrılarına ağırlık vermesi bekleniyor.