İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD basınında yer alan ve İsrail'in İranlı nükleer müzakerecileri hedef aldığına dair haberleri doğruladı. Arakçi, İran resmi haber ajansı IRNA'ya yaptığı açıklamada, Washington'un Tahran yönetimini, İsrail'in Nisan ayında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen görüşmelerde İranlı başmüzakerecileri olası bir suikast listesine aldığı konusunda uyardığını belirtti. Bu görüşmeler, 17 Haziran'da imzalanan ve nükleer programın sınırlandırılmasını öngören çerçeve anlaşmasının temelini oluşturmuştu.
Washington'un Uyarısı ve Nisan Görüşmeleri
ABD merkezli haber kuruluşları, geçtiğimiz haftalarda İsrail istihbaratının, İran'ın nükleer dosyasının kilit isimlerine yönelik bir suikast planı hazırladığını iddia etmişti. Söz konusu planın, İran ve ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda gerçekleşen dolaylı müzakereler sırasında gündeme geldiği öne sürülmüştü. Arakçi, açıklamasında bu iddiaları teyit ederken, Washington'un sürece zarar vermemek için Tahran'ı uyardığını ancak İsrail'in tutumunun müzakereleri baltalamaya yönelik olduğunu vurguladı. İranlı diplomat, “ABD, İsrail'in Haziran anlaşması öncesi müzakerelerdeki heyetimizi hedef alabileceğine dair somut bilgiler paylaştı. Bu, rejimin süreci sabote etme girişimlerinden biriydi” ifadelerini kullandı.
Nisan ayındaki görüşmeler, ABD ve İran arasında 2022'de kesilen nükleer diyaloğun yeniden başlatılması açısından kritik önem taşıyordu. Pakistan'ın ev sahipliğinde gerçekleşen ve bir hafta süren müzakereler, uranyum zenginleştirme seviyeleri, yaptırımların kaldırılması ve uluslararası denetimler gibi başlıklarda mutabakat sağlanmasıyla sonuçlanmıştı. Bu mutabakat, daha sonra 17 Haziran'da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi tarafından imzalanan çerçeve anlaşmasının temelini oluşturdu.
İsrail-İran Gerilimi ve Bölgesel Yansımalar
İsrail, İran'ın nükleer programına karşı en sert tutumu benimseyen ülkelerin başında geliyor. Tel Aviv yönetimi, uzun süredir İran'ın askeri nükleer kapasiteye ulaşmasını engellemek için diplomatik girişimlerin yanı sıra istihbarat operasyonları ve suikastlara başvurmakla suçlanıyor. 2020'de İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade'ye düzenlenen suikast ve 2021'de Natanz tesisine yönelik sabotaj, İsrail'e atfedilen eylemler arasında yer almıştı. Nisan ayındaki suikast planı iddiası, bu gerilimin boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu tür operasyonlarının, özellikle ABD ile varılan anlaşma sonrasında, Tahran'ı müzakere masasından uzaklaştırma ve nükleer dosyada daha sert bir tutum takınmaya itme riski taşıdığını belirtiyor. Ancak İran, son aylarda diplomatik kanalları açık tutma konusunda kararlı bir duruş sergiliyor. Arakçi'nin açıklaması, bu tür tehditlere rağmen müzakerelerin devam edeceği mesajını veriyor. Bu gelişme, aynı zamanda ABD'nin İran-İsrail rekabetinde dengeleyici bir rol üstlenme çabasını da ortaya koyuyor. Washington, bir yandan İsrail'in güvenlik endişelerini dikkate alırken, diğer yandan İran'la nükleer anlaşmanın çökmesini engellemeye çalışıyor.
Ortadoğu'da artan istikrarsızlığa rağmen, 17 Haziran anlaşması bölgesel dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Anlaşma kapsamında İran, uranyum zenginleştirmeyi yüzde 60 seviyesinden yüzde 3.67'ye düşürmeyi ve IAEA denetimlerine tam uyumu kabul etmişti. Buna karşılık ABD, bazı yaptırımları askıya almayı ve İran'ın petrol ihracatına sınırlı bir alan açmayı taahhüt etmişti. Ancak İsrail'in muhalefeti ve İran içindeki muhafazakâr kanadın anlaşmaya yönelik eleştirileri, sürecin kırılgan olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrar arayışını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran'la nükleer müzakerelerde arabuluculuk yapmasa da, iki ülke arasındaki gerilimin azalması bölgesel ticaret ve enerji işbirliği açısından önem taşıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğu yönündeki iddialarının uluslararası toplum tarafından kabul görmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği için kritik olan Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki dengeleri etkileyebilir. Ankara, bir taraftan İran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, diğer taraftan İsrail'le de enerji ve güvenlik alanında işbirliği arayışında. Bu nedenle, ABD-İran yakınlaşmasının sürmesi ve İsrail'in sabota j girişimlerinin engellenmesi, Türkiye için bölgesel istikrarın korunması adına olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.