İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), ABD'nin olası askeri saldırılarına karşı 'her zamankinden daha güçlü' bir şekilde karşılık vereceğini duyurdu. Açıklama, Tahran ile Washington arasında son haftalarda artan sözlü gerginliğin ortasında geldi. IRGC'nin bu tehdidi, özellikle ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'a yönelik yeni yaptırımları gündeme getirmesiyle daha da önem kazandı.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Gerilim ve Söylemler
IRGC Komutanı Hüseyin Selami, devlete ait haber ajansı IRNA'ya yaptığı açıklamada, 'ABD'nin herhangi bir saldırısına karşılık verme konusunda tereddüt etmeyeceğiz ve bu yanıt öncekilerden çok daha sert olacak' ifadelerini kullandı. Selami, ayrıca ABD'nin bölgedeki askeri üslerinin İran'ın füze menzili içinde olduğunu hatırlatarak, 'Bir savaş çıkarsa, bunun sonuçları ABD için ağır olacak' dedi. Bu açıklamalar, ABD'nin Irak ve Suriye'de İran destekli milislere yönelik son saldırılarının ardından geldi. ABD Savunma Bakanlığı, iki hafta önce Irak'ta İran'a bağlı grupları hedef alan hava saldırıları düzenlemiş, bu saldırılarda en az beş milis savaşçısının öldüğü bildirilmişti. İran yönetimi, bu saldırıları 'işgalci eylem' olarak nitelendirerek misilleme sözü vermişti. Uzmanlar, iki ülke arasındaki bu gerginliğin, 2020 yılında ABD'nin Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirtiyor.
Bu arada, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani de benzer bir açıklama yaparak, 'ABD'nin bölgedeki provokasyonlarına karşı caydırıcı tedbirler almaya devam edeceklerini' söyledi. Kenani, ABD'yi 'bölgesel istikrarı bozmakla' suçlayarak, uluslararası toplumu Washington'a karşı bir duruş sergilemeye çağırdı. İran'ın Birleşmiş Milletler Temsilciliği ise, 'İran'ın meşru müdafaa hakkını kullanacağını' vurgulayan bir yazılı açıklama yayınladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Diplomatik Çabalar
IRGC'nin bu tehditleri, küresel petrol piyasalarında da dalgalanmaya neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı, açıklamanın ardından yüzde 2'nin üzerinde artış göstererek 90 doların üzerine çıktı. Analistler, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimalinin piyasaları tedirgin ettiğini belirtiyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerginliğin düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını hızlandırdı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, 'Bölgesel bir çatışmanın kimseye faydası olmaz' diyerek tarafları itidal çağrısında bulundu. Öte yandan, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, hem Tahran hem de Washington ile telefon görüşmeleri yaparak gerilimin azaltılması için çağrıda bulundu. Çin, aynı zamanda İran'ın en büyük petrol alıcılarından biri olarak, bu gerginlikten ekonomik olarak olumsuz etkilenmekten kaçınmak istiyor. Avrupa Birliği ise, İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) canlandırılması için müzakereleri yeniden başlatma çabasında. Ancak ABD'nin anlaşmaya geri dönme konusunda isteksiz olduğu ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadığı için müzakerelerin henüz bir ilerleme kaydedemediği belirtiliyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, İran ve ABD arasındaki gerginliğin Orta Doğu'da yeni bir savaşa yol açabileceği uyarısında bulundu. Lavrov, 'Kimse bu savaştan kazançlı çıkmaz. Bu bölge zaten yıllardır süren çatışmalarla kan kaybediyor' dedi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgesel gerilim nedeniyle endişeli olduğunu ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, hem İran ile sınır komşusu hem de NATO üyesi olarak iki ülke arasında denge politikası izlemek durumunda. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını ve bu ülkelerdeki istikrar çabalarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, enerji arz güvenliği açısından Türkiye, İran doğalgazına bağımlı olduğu için gerilimden olumsuz etkilenebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir. Bu nedenle, Ankara hem Tahran hem de Washington ile diyalog kanallarını açık tutarak gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk yapabilir. AK Parti hükümeti, şu ana kadar taraflara itidal çağrısında bulundu ancak daha aktif bir rol üstlenmesi beklenebilir.