ABD ile İran arasında bir süredir devam eden kırılgan ateşkes, pazar günü yaşanan yeni bir saldırı dalgasıyla birlikte iyice sarsıldı. İran Devrim Muhafızları, ABD'nin birkaç saat önce topraklarına düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD askeri üslerine balistik füzeler ve kamikaze dronlar fırlattı. Saldırılarda can kaybı olup olmadığı henüz bilinmezken, her iki ülke de sivil yerleşimlerin vurulmadığını duyurdu. Bu gelişme, Ortadoğu'da geniş çaplı bir savaşın eşiğine gelindiğini gösteriyor.
Misillemeler Zinciri
Gerilim, ABD'nin geçen hafta İran'ın nükleer tesislerine yönelik olduğu iddia edilen bir saldırısıyla başladı. Tahran yönetimi, saldırıda iki askerin hayatını kaybettiğini ve altı kişinin yaralandığını açıklamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı, olayı 'savaş ilanı' olarak nitelendirmiş ve misilleme hakkını saklı tuttuğunu duyurmuştu. ABD Başkanı ise saldırıyı doğrulamazken, 'İran'ın saldırganlığına karşı caydırıcılık' amacıyla bölgedeki güçlerin teyakkuzda olduğunu söyledi.
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alması, bu ülkelerdeki ABD askeri varlığına doğrudan bir mesaj niteliği taşıyor. Bahreyn'de ABD Donanması'nın Beşinci Filosu'nun ana üssü bulunurken, Kuveyt'te yaklaşık 13 bin ABD askeri konuşlu durumda. İran, daha önce de bu üslerin menzilinde olduğunu ve gerektiğinde vurabileceğini belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu son saldırı, İran-ABD gerilimini yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olmaktan çıkarıp bölgesel bir savaşa dönüştürme riski taşıyor. Bahreyn ve Kuveyt, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun da üyesi. Yemen'deki Husilerin de İran destekli olduğu düşünüldüğünde, çatışmanın Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ne yayılması muhtemel. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 5'in üzerinde yükseldi. Uluslararası deniz ticareti rotaları tehdit altında. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, derhal ateşkes çağrısı yaparken, ABD ve İran'ın diplomatik kanalları kullanmak yerine askeri seçeneklere yönelmesi endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma, Türkiye'nin hem güvenliği hem de ekonomisi için ciddi riskler barındırıyor. İlk olarak, Irak ve Suriye'deki Türk askeri varlığı doğrudan tehdit altına girebilir. İkinci olarak, enerji maliyetlerindeki artış, Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyacaktır. Ayrıca, iki komşusu İran ve Irak arasında bir savaş, Türkiye'yi bölgesel bir krizin ortasında bırakabilir. Diplomatik açıdan Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir, ancak bu noktada tarafların ateşkese yanaşmaması Ankara'nın elini zayıflatıyor.