İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'in kıyı kenti Hudeyde'ye düzenlediği saldırılara misilleme olarak Cumartesi günü Suudi Arabistan topraklarına füze ve insansız hava aracı fırlattıklarını açıkladı. Husilerin askeri sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, iki askeri operasyon gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bu gelişme, bölgede tırmanan gerilimin bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Husilerin açıklamasına göre, fırlatılan füzeler ve insansız hava araçları Suudi Arabistan'ın güney bölgelerindeki askeri hedeflere yönelikti. Operasyonların, Suudi güçlerinin Yemen'in batısındaki Hudeyde kentine yönelik son saldırılarına bir yanıt olduğu belirtildi. Tuğgeneral Seri, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, saldırıların başarıyla gerçekleştirildiğini ve hedeflerin tam isabetle vurulduğunu iddia etti.
Suudi Arabistan'dan ise bu iddialara ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Suudi öncülüğündeki koalisyon güçleri, daha önce Hudeyde'deki Husilere ait askeri noktaları hedef aldıklarını ve bu saldırılarda sivil kayıpların yaşanmadığını öne sürmüştü. Çatışmaların yoğunlaştığı Hudeyde bölgesi, insani yardımın ulaştırılması açısından kritik bir öneme sahip.
Husilerin son eylemi, Yemen'de yaklaşık sekiz yıldır süren iç savaşın bir parçası. İran'ın desteğini alan Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirmiş, ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri Uluslararası meşruiyete sahip Yemen hükümetine destek olmak için 2015'te müdahalede bulunmuştu. Bu süreçte on binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca kişi yerinden edilmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, sadece Yemen'deki iç savaşın bir cephesi olmanın ötesinde, bölgesel bir güç mücadelesinin de yansıması olarak değerlendiriliyor. İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla Suudi Arabistan ve müttefiklerine karşı baskı kurmaya çalıştığı belirtiliyor. Özellikle son dönemde İsrail-Hamas çatışmasının ardından Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırıları dünya kamuoyunun dikkatini çekmişti.
Uzmanlar, Husilerin bu tür saldırılarla hem Suudi Arabistan'ı zayıflatmayı hem de kendi konumunu güçlendirmeyi hedeflediğini ifade ediyor. Suudi Arabistan ise uzun süredir Yemen'deki savaştan çıkış yolları aramasına rağmen, Husilerin saldırgan tutumu nedeniyle karşılık vermek zorunda kalıyor. Bölgesel istikrar açısından endişe verici olan bu gelişmeler, küresel deniz ticareti ve enerji güvenliği üzerinde de risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaların sona ermesi ve insani krizin giderilmesi için uluslararası toplumla birlikte çaba sarf ediyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim, bölgesel güvenliği tehdit ettiği gibi Türkiye'nin de içinde yer aldığı Körfez bölgesindeki istikrarı etkiliyor. Bu nedenle Türk dış politikası açısından, Husilerin saldırıları ve bölgedeki gelişmeler yakından takip ediliyor. Türkiye, taraflar arasında diyalog ve kalıcı barışın tesis edilmesi için yapıcı rol oynamaya devam ederken, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliği ve enerji hatlarının korunması da Türkiye'nin ekonomik çıkarları için önem taşıyor. Bu tür çatışmaların tırmanması, bölge ülkeleri kadar Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilecek potansiyele sahip.