Jasim Al-Azzawi'nin son podcast bölümünde, emekli Albay Bill Keegan ve İran uzmanı Dr. Ali Akbal Dareini, İran'ın değişen askeri stratejisini ve Devrim Muhafızları Ordusu'nun (İRGC) ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ı yendik" açıklamasına rağmen neden hâlâ savaşmaya devam ettiğini ele aldı. Programda, İran'ın askeri doktrinindeki kaymalar ve bunun bölgesel güvenlik üzerindeki etkileri masaya yatırıldı.
İran'ın Değişen Askeri Stratejisi
Podcast'te Dr. Ali Akbal Dareini, İran'ın son dönemde askeri stratejisinde önemli değişiklikler yaptığını belirtti. İran, geleneksel olarak vekil güçler ve asimetrik savaş yöntemlerine dayanan stratejisini, daha fazla yerli savunma sanayii üretimi ve balistik füze kabiliyetlerini güçlendirme yönünde kaydırıyor. Dareini'ye göre, bu değişim, İran'ın ABD yaptırımları ve bölgesel baskılar karşısında kendini daha bağımsız hareket edebilecek şekilde konumlandırma çabasının bir parçası.
Emekli Albay Bill Keegan ise İran'ın askeri stratejisindeki bu değişimin, İRGC'nin rolünü ve bölgedeki vekil gruplarla ilişkilerini nasıl etkileyeceğini sorguladı. Keegan, İRGC'nin hâlâ bölgede aktif olduğunu ve ABD'nin "İran'ı yendik" söyleminin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Keegan'a göre, İRGC'nin Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki varlığı, İran'ın stratejik derinlik arayışının bir sonucu ve bu varlık, ABD'nin çekilme veya zafer ilan etme çabalarına rağmen devam ediyor.
Programda ayrıca, İran'ın askeri tatbikatları ve füze denemeleri gibi son provokasyonları ele alındı. Dareini, İran'ın özellikle deniz ve hava sahasında artan aktivitesinin, ABD ve müttefiklerine yönelik bir mesaj olduğunu ve İran'ın kendi kırmızı çizgilerini koruma kararlılığını gösterdiğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'ın askeri stratejisindeki bu değişim, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor. ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, İran'ın ekonomisini zorlasa da, askeri kapasitesini artırmasını engelleyemedi. İran, özellikle balistik füze programını geliştirerek ve insansız hava araçları (İHA) üretimini artırarak, bölgesel rakipleri olan Suudi Arabistan, İsrail ve BAE'ye karşı caydırıcılık sağlamaya çalışıyor.
Diğer yandan, İran'ın nükleer programı da bu stratejik değişimin merkezinde yer alıyor. Podcast'te konuşmacılar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasının, Batı ile müzakerelerde elini güçlendirme amacı taşıdığını belirtti. Ancak bu durum, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası askeri müdahale tehdidini de artırıyor.
Keegan, İran'ın askeri stratejisindeki değişimin sadece savunma amaçlı olmadığını, aynı zamanda bölgesel hegemonya kurma çabası olduğunu savundu. Ona göre, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçleri aracılığıyla "Şii hilali"ni güçlendirmeye çalışıyor ve bu da Sünni Arap devletleriyle gerilimi artırıyor.
Podcast'te ayrıca, İran'ın Rusya ve Çin ile artan askeri işbirliği de ele alındı. İran, Rusya'dan S-300 ve S-400 hava savunma sistemleri alırken, Çin ile de deniz tatbikatları düzenliyor. Bu işbirlikleri, İran'ın Batı'ya karşı alternatif müttefikler bulma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın askeri stratejisindeki değişim, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, İran ile uzun bir sınır paylaşıyor ve bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir role sahip. İran'ın askeri kapasitesini artırması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkasya'daki dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki ilerleme, Türkiye'nin nükleer silahlanma yarışının önlenmesi yönündeki çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, İran ile diyalog kanallarını açık tutarak ve bölgesel güvenlik mimarisinde yapıcı bir rol üstlenerek, bu süreçte etkisini korumaya çalışmalı. Ekonomik açıdan ise, İran'a uygulanan yaptırımların Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaretini olumsuz etkileme potansiyeli bulunuyor; bu nedenle Türkiye, İran ile ilişkilerinde dengeli bir politika izlemeli.