İran'da yıllardır süregelen Bahai azınlığına yönelik baskı, ülkenin içinde bulunduğu savaş ortamında daha da yoğunlaştı. Rejim, muhaliflerine yönelik sert tedbirlerini Bahai toplumuna da yansıtırken, tutuklamalar, işkenceler ve hatta sahte idamlar sıradan hale geldi. Bahailer, İran'da en büyük dini azınlık olarak kabul edilmelerine rağmen, yasal olarak tanınmıyor ve sistematik bir ayrımcılığa maruz kalıyor.
Bahailere Yönelik Zulmün Tarihi ve Güncel Boyutu
İran'da Bahai inancı, 19. yüzyıldan bu yana varlığını sürdürmekle birlikte, 1979 İslam Devrimi'nden sonra rejim tarafından 'sapkın' bir mezhep olarak damgalandı. O tarihten bu yana Bahailer, eğitim, istihdam ve ibadet özgürlüğü gibi temel haklardan mahrum bırakılıyor. Son dönemde, özellikle İran'ın Suriye ve Yemen'deki askeri müdahaleleri ve iç protestolarla sarsıldığı süreçte, Bahailere yönelik baskı daha da arttı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, 2023 yılında yüzlerce Bahai tutuklandı, birçoğu aylarca gözaltında tutuldu ve işkenceye maruz kaldı. Sahte idamlar, mahkumlara ölüm korkusu yaşatmak için uygulanan psikolojik işkence yöntemleri arasında yer alıyor. İran yönetimi, Bahaileri 'Siyonizmle işbirliği yapmak' ve 'ülke güvenliğini tehdit etmek' gibi suçlamalarla hedef alıyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
İran'ın Bahailere yönelik uygulamaları, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırıyor. ABD ve Avrupa Birliği, konuyu düzenli olarak gündeme getirirken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi defalarca İran'ı kınayan kararlar aldı. Ancak İran, bu eleştirileri 'dış müdahale' olarak nitelendirip reddediyor. Bölgesel düzeyde, Bahai karşıtı söylemler özellikle Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde de benzer bir şekilde varlığını sürdürüyor, ancak bu ülkelerdeki Bahai toplulukları daha küçük. İran'daki zulüm, Bahailerin yanı sıra diğer dini azınlıkların da (Sünniler, Hıristiyanlar, Zerdüştler) durumunu yansıtıyor ve İran'ın insan hakları karnesindeki karanlık tabloyu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da Bahailere yönelik baskı, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlık ve insan hakları ihlalleri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, İran ile komşu olması dolayısıyla bu tür gelişmeleri yakından takip ediyor. Bahai toplumu, Türkiye'de de az sayıda üyeye sahip ve ülke, dini özgürlükler konusunda görece daha liberal bir politika izliyor. Türkiye'nin, İran'daki azınlık hakları ihlallerine karşı uluslararası platformlarda sesini yükseltmesi, hem insan haklarına verdiği önemi göstermesi hem de bölgede istikrarın sağlanmasına katkıda bulunması açısından önemli. Ayrıca, İran'da artan baskı, sığınmacı akınlarına yol açabileceğinden, Türkiye'nin göç politikaları açısından da dikkate alınması gereken bir faktördür.