Güney Afrika'da son haftalarda artan yabancı karşıtı şiddet olayları, iki Nijerya vatandaşının hayatını kaybetmesiyle uluslararası boyuta taşındı. Nijerya Dışişleri Bakanlığı, 18 Mart 2025'te yaptığı açıklamada, bir Nijeryalının polis memurları tarafından “korkunç sorgulama teknikleri” kullanılarak öldürüldüğünü, diğerinin ise kimliği belirsiz saldırganlarca öldürüldüğünü bildirdi. Olaylar, Güney Afrika'da işsizlik ve ekonomik eşitsizlik gibi yapısal sorunların tetiklediği yabancı düşmanlığı atmosferinde gerçekleşti. Nijerya hükümeti, vatandaşlarının güvenliğinin sağlanması için Güney Afrika makamlarına acil çağrıda bulundu.
Artan gerilim ve diplomatik kriz
Nijerya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Eche Abu-Obe, yaptığı yazılı açıklamada, “Vatandaşlarımızdan birinin polis gözetiminde sorgulanırken, diğerinin ise silahlı bir grup tarafından saldırıya uğrayarak öldürüldüğünü derin üzüntüyle öğrendik” ifadelerini kullandı. Açıklamada, polisin uyguladığı sorgulama yöntemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Nijerya, Güney Afrika'daki büyükelçiliği aracılığıyla iki ölümle ilgili soruşturma başlatılmasını talep etti. Güney Afrika polisi ise henüz resmi bir yanıt vermedi. Olaylar, iki ülke arasında son yıllarda sık sık gerginliğe neden olan yabancı karşıtı şiddetin en son örneği olarak kayıtlara geçti.
Güney Afrika'da yabancı karşıtı saldırılar, özellikle 2008 yılında 60'tan fazla kişinin ölümüne yol açan olaylardan bu yana kronik bir sorun haline geldi. Nijeryalılar, çoğunlukla Johannesburg ve Pretoria gibi büyük şehirlerde yaşayan en büyük yabancı topluluklardan birini oluşturuyor. Ancak %32'ye ulaşan işsizlik oranı ve artan hayat pahalılığı, yerel halk arasında yabancılara yönelik düşmanlığı körüklüyor. Sosyal medyada yayılan dezenformasyon, yabancıların suç oranlarını artırdığı ve iş imkanlarını azalttığı yönündeki yanlış algıyı besliyor. Bu durum, Güney Afrika hükümetinin yabancı karşıtı şiddetle mücadelede yetersiz kaldığı eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Nijerya ve Güney Afrika, Sahra Altı Afrika'nın en büyük iki ekonomisi olarak kıta siyasetinde kritik rol oynuyor. İki ülke arasındaki diplomatik gerilim, Afrika Birliği (AfB) içinde iş birliğini zayıflatma potansiyeli taşıyor. Nijerya, 2019 ve 2021'de benzer saldırılardan sonra Güney Afrika'daki büyükelçisini geçici olarak geri çekmişti. Bu kez de Abuja yönetimi, vatandaşlarının güvenliği sağlanana kadar diplomatik misyonun seviyesini düşürmeyi değerlendirebilir. Ayrıca, Güney Afrika'nın ev sahipliğini yapacağı 2025 AfB Zirvesi öncesinde bu tür gerilimler, kıtanın birlik ruhuna gölge düşürüyor.
Afrika kıtası genelinde yabancı karşıtı hareketlerin yaygınlaşması, göç ve sınır politikalarında daha sert önlemler alınmasına yol açıyor. KNOMAD verilerine göre, Sahra Altı Afrika'da 2019-2024 döneminde yabancı karşıtı saldırılar %35 arttı. Güney Afrika'daki son olaylar, kıtada daha kapsamlı bir göç yönetimi politikası ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor. Uluslararası toplum, iki ülkeye itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) de benzer olaylara karşı uyardı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika ve Nijerya, Türkiye'nin Afrika açılımı politikasında öncelikli ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye, bu iki ülkeyle askeri, ekonomik ve diplomatik alanlarda güçlü bağlar kurmuş durumda. Güney Afrika'daki yabancı karşıtı şiddet, sadece Nijeryalıları değil, bölgede yaşayan diğer yabancıları da tehdit ediyor. Türkiye, bu tür olayların Afrika'da istikrarsızlığı artırmasından ve ticaret hacmini olumsuz etkilemesinden endişe ediyor. Ayrıca, Türk vatandaşlarının da Güney Afrika'da bulunması nedeniyle, Ankara'nın bölgedeki güvenlik durumunu yakından takip etmesi gerekiyor. Olaylar, Türkiye'nin Afrika politikasında daha fazla arabuluculuk ve kriz yönetimi rolü üstlenmesini gündeme getirebilir.