İran’ın başkenti Tahran’ın güneyinde, devrik Lider Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin anıt mezarının bulunduğu devasa kompleks, neredeyse 40 yıldır tamamlanamadı. Devrimin ardından inşasına başlanan ve İslam Cumhuriyeti’nin en büyük sembol yapılarından biri olması planlanan Humeyni Türbesi, bugün yarım kalmış beton yığınları ve iskelelerle çevrili bir alan olarak dikkat çekiyor. Başta rejim muhalifleri olmak üzere birçok İranlı, bu bitmemiş yapıyı Humeyni’nin vaat ettiği refah ve adaletin gerçekleşmediği bir İran’ın simgesi olarak görüyor. Geçtiğimiz hafta sonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e taziyede bulunmak için buraya akın eden kalabalıklar, kompleksin bitmemiş haliyle bir kez daha yüzleşti.
Bitmeyen Bir İnşaat ve Eleştirilerin Odağı
Humeyni Türbesi’nin inşaatı 1989’da Humeyni’nin ölümünün hemen ardından başladı. Ancak proje, maliyetlerin şişmesi, yolsuzluk iddiaları ve siyasi önceliklerin değişmesi nedeniyle sürekli ertelendi. Bugün, tamamlanması için milyarlarca dolara ihtiyaç duyulan yapının yalnızca ana kubbesi ve birkaç minaresi ayakta duruyor. Kompleks, Humeyni’nin ailesi ve bazı yakınları tarafından yönetiliyor ve kamu kaynaklarıyla finanse ediliyor. Muhalifler, bu durumu, rejimin halkın ihtiyaçlarını ihmal edip sembolik projelere kaynak aktarmasının bir örneği olarak eleştiriyor. İran’da son yıllarda artan ekonomik kriz, yüksek işsizlik ve yaptırımların baskısı, bu tür projelerin sorgulanmasına yol açtı.
İran İç Siyasetinde Bir Sembol
Humeyni Türbesi, İran’da sadece bir anıt değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi sembol. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve muhafazakârlar, bu projeyi İslam Devrimi’nin devamlılığının bir işareti olarak savunurken, reformcular ve muhalifler, bitmemiş yapının aslında rejimin başarısızlıklarını yansıttığını söylüyor. Son yıllarda sosyal medyada “Tamamlanmamış Proje” (Pâye-e Nâ-tamâm) etiketiyle yapılan paylaşımlar, bu konuyu kamuoyu gündemine taşıdı. Uzmanlar, türbenin bu halinin, İran halkının rejime duyduğu güvenin azalmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki bu iç tartışma, Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından önemli ipuçları barındırıyor. İran’ın toplumsal ve ekonomik sorunları, Türkiye’nin bölgedeki rekabet gücünü dolaylı olarak etkiliyor. Olası bir rejim krizi veya toplumsal huzursuzluğun derinleşmesi, sınır güvenliği ve mülteci akınları gibi konularda Türkiye’yi doğrudan ilgilendirebilir. Ayrıca, İran yönetiminin yurtiçi meşruiyetini güçlendirmek için dış maceralara yönelmesi riski, Ankara’nın dikkatle izlediği bir unsurdur. Türkiye, İran’daki bu tür yapısal zaafları kendi çıkarına kullanmak yerine, istikrarlı bir komşu politikası izlemeye özen göstermelidir.