İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile yürütülen müzakerelerde Tahran heyetine başkanlık eden isim olarak, Pazar günü yaptığı açıklamada varılan mutabakat zaptının uygulanmasının "zor ancak mümkün" olduğunu belirtti. Kalibaf, diplomasinin sahada elde edilen kazanımları koruması gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasında yıllardır süren gerginliğin ardından tırmanan diplomatik temasların kritik bir dönemecinde geldi. Kalibaf, bir toplantıda yaptığı konuşmada, müzakere masasında elde edilen ilerlemenin sahada kaybedilmemesi için dikkatli adımlar atılması gerektiğini ifade etti. İranlı yetkilinin "zor ama mümkün" ifadesi, ABD ile anlaşmaya varılması durumunda karşılaşılacak iç siyasi ve ekonomik engellere işaret ediyor.
Kalibaf'ın Rolü ve Müzakerelerin Seyri
Muhammed Bakır Kalibaf, İran siyasetinde muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor. Eski Devrim Muhafızları komutanı olan Kalibaf, aynı zamanda İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları konusunda ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerde Tahran'ı temsil ediyor. 2021'de meclis başkanı seçilen Kalibaf, dış politika konularında sık sık devrim muhafızları ve dini liderlik arasında köprü görevi üstleniyor. Kalibaf'ın "diplomasi, saha kazanımlarını korumalı" vurgusu, İran'ın müzakere stratejisinde askeri ve dini gücün korunmasının öncelikli olduğunu ortaya koyuyor. İran, ABD ile varılan mutabakatın Tahran'ın füze programı, bölgesel müdahaleleri ve nükleer faaliyetlerdeki ilerlemeyi geri almaması konusunda hassas bir tutum sergiliyor.
İran ile ABD arasındaki görüşmeler, 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) ABD'nin 2018'de çekilmesinin ardından kesintiye uğramış, 2021'de yeniden başlamıştı. Ancak iki taraf arasında dolaylı yollarla süren müzakerelerde henüz nihai bir anlaşmaya varılamadı. Kalibaf'ın "mutabakat zor ama mümkün" sözleri, İran'ın anlaşmaya sıcak baktığını ancak ciddi çekinceleri olduğunu gösteriyor. Özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve balistik füze programı, ABD'nin talepleri arasında öncelikli konular arasında yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkileri
ABD ile İran arasındaki olası bir mutabakat, Ortadoğu'da dengeleri yeniden şekillendirebilir. İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakipler üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ancak Kalibaf'ın uyarısı, İran'ın bölgesel müdahalelerini (Yemen, Suriye, Irak, Lübnan) sürdürme isteğini yansıtıyor. ABD'nin, İran'ın bölgesel faaliyetlerini kısıtlama hedefi, Tahran tarafından kırmızı çizgi olarak görülüyor. Bu durum, müzakerelerin başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri. Küresel ölçekte ise İran-ABD anlaşması, petrol piyasalarında arz artışına yol açabilir ve İran'ın dünya ekonomisine entegrasyonunu hızlandırabilir. Avrupa Birliği ve Çin, anlaşmaya varılması durumunda ticaret ve enerji işbirliğini artırmayı hedefliyor.
İran'ın mutabakata yanaşma konusundaki isteksizliğinin bir başka nedeni de iç siyaset. Reformistler ve muhafazakarlar arasındaki çekişme, dış politikada tutarlılığı zorlaştırıyor. Kalibaf'ın açıklaması, muhafazakar kanadın anlaşmaya tam destek vermediğini ancak müzakere masasında kalmanın gerekliliğini kabul ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD mutabakatı, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Anlaşma sağlanması halinde İran'ın uluslararası yaptırımlardan kurtulması, Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir ve özellikle doğalgaz ve petrol ithalatında maliyetleri düşürebilir. Ayrıca bölgesel gerilimin azalması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarını hafifletebilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sürdürmesi veya anlaşmanın bozulması, Türkiye'yi yeniden gerilimli bir bölgesel ortamda bırakabilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda. Türkiye'nin İran ile enerji bağımlılığı ve sınır güvenliği, iki ülke arasındaki ilişkilerin hassas dengesini koruyor.