ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası, İran'ın petrol ihracatını ve nükleer programını hedef alırken, beklenmedik bir yan etki yarattı: İran borsası. Tahran Borsası son iki yılda dolar bazında yüzde 200'ün üzerinde yükseldi. Bu yükselişin arkasında yatan temel faktör ise Trump yönetiminin uyguladığı yaptırımlar ve İran hükümetinin bu baskıya karşı aldığı ekonomik tedbirler. İranlı yatırımcılar, enflasyon karşısında tasarruflarını korumak için borsaya yöneldi, hükümet ise bütçe açığını kapatmak için şirket hisselerini piyasaya sürdü.
Yaptırımların Beklenmedik Sonucu: Hisse Senedi Piyasasında Ralli
Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, İran ekonomisini ağır bir şekilde vurdu. Petrol ihracatı günlük 2,8 milyon varilden 500 bin varilin altına düştü, enflasyon yüzde 40'ı aştı, milli para birimi riyal değer kaybetti. Ancak bu olumsuz tablo, İran borsasını beklenmedik bir şekilde canlandırdı. Yatırımcılar, bankalardaki mevduatlarının erime riskine karşılık, borsadaki şirketlerin reel varlıklarına sığındı. Özellikle petrokimya, madencilik ve otomotiv sektörleri öne çıktı.
İran hükümeti de bu süreci destekledi. Devlete ait şirketlerin hisselerini halka arz ederek bütçeye kaynak yarattı. Ayrıca, borsayı cazip kılmak için vergi muafiyetleri ve düşük komisyon oranları gibi teşvikler uyguladı. Sonuç olarak, Tahran Borsası'nın toplam piyasa değeri 2020'de 200 milyar doları aşarak tarihi zirveye ulaştı. Bu durum, Trump'ın İran ekonomisini çökertme hedefinin tam tersi bir etki yarattığı yorumlarına yol açtı. Ancak uzmanlar, bu yükselişin sürdürülebilir olmadığı konusunda uyarıyor. Yüksek enflasyon ve riyaldeki değer kaybı, borsa kazançlarının reel getirisini düşürüyor.
Jeopolitik Gerginlik ve Piyasalar
İran borsasındaki bu ralli, jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Örneğin, Ocak 2020'de ABD'nin Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından borsa bir haftada yüzde 13 düştü, ancak kısa sürede toparlandı. Benzer şekilde, 2021'deki İran cumhurbaşkanlığı seçimleri ve nükleer müzakerelerdeki ilerleme haberleri de piyasada dalgalanmalara neden oldu. Yatırımcılar, yaptırımların hafiflemesi durumunda İran'ın dünya ekonomisine entegre olacağını ve borsanın daha da değerleneceğini umuyor. Ancak Trump'ın politikaları devam ettikçe, bu iyimserlik sınırlı kalıyor.
Bölgesel olarak, İran borsasındaki hareketler Körfez ülkeleri ve Türkiye gibi komşu ekonomileri de dolaylı olarak etkiliyor. Özellikle enerji fiyatları ve bölgesel yatırım akışları bu gelişmelerden nasibini alıyor. İran'ın borsa başarısı, diğer yaptırım altındaki ülkeler için de bir örnek teşkil edebilir. Ancak bu, uzun vadede sürdürülebilir bir model olarak görülmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran borsasındaki bu hareketlilik, Türkiye açısından iki boyutlu bir öneme sahip. Birincisi, iki ülke arasındaki ticari ilişkiler: İran'da artan borsa değerleri, Türk yatırımcılar için potansiyel fırsatlar sunabilir. Ancak yaptırım riski nedeniyle bu fırsatlar sınırlı. İkincisi, bölgesel istikrar: İran ekonomisinin çökmesi Türkiye için sığınmacı akını ve terör riski yaratabilir; borsanın canlı kalması ise bu riskleri azaltıcı bir faktör. Son olarak, Türkiye'nin kendi borsası da benzer enflasyonist baskılarla karşı karşıya; İran deneyimi, yatırımcıların enflasyona karşı korunma amacıyla borsaya yönelmesinin sınırlarını gösteriyor. Kısacası, İran borsasındaki bu 'Trump rallisi', Türkiye için dikkatle izlenmesi gereken bir gösterge.