İran, Pazartesi günü Katar'da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası'nda ilk maçına çıkarken, Los Angeles'taki stadyum dışında binlerce protestocu, ülkenin 1979 İslam Devrimi öncesinde kullandığı bayrağı dalgalandırarak İran rejimini protesto edecek. İran asıllı Amerikalı aktivist Sara Barahman, örgütledikleri eylemde, uluslararası kamuoyunun dikkatini İran'daki insan hakları ihlallerine çekmeyi amaçladıklarını belirtti. Protesto, İran'ın üst üste gelen siyasi krizler ve Mahsa Amini'nin ölümünün ardından patlak veren hükümet karşıtı gösterilerin gölgesinde gerçekleşiyor.
Protestonun arka planı ve anlamı
Protestocular, İran'ın 1979 öncesindeki ulusal bayrağını taşıyarak, mevcut İslam Cumhuriyeti yönetimine karşı sembolik bir duruş sergiliyor. Aslan ve güneş figürlü bu bayrak, İran monarşisi dönemini temsil ediyor ve bugün rejim muhalifleri tarafından özgürlük çağrısı olarak kullanılıyor. Los Angeles, İran diasporasının en yoğun olduğu kentlerden biri ve bu nedenle protestoların merkezi haline geldi. Barahman, "Biz sadece bir maçı protesto etmiyoruz; İran'da 40 yılı aşkın süredir devam eden bir diktatörlüğe karşı sesimizi yükseltiyoruz" dedi. Etkinlik, İran devlet televizyonunun maç yayınını hedef alan bir kampanyayla da destekleniyor.
İran'da Eylül ayında Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesi, geniş çaplı hükümet karşıtı protestolara yol açmıştı. Bu protestolar, binlerce kişinin gözaltına alınmasına ve yüzlerce kişinin ölümüne rağmen devam ediyor. Dünya Kupası, İranlı muhalifler için uluslararası bir platform olarak görülüyor. Maç sırasında stadyumda İran milli marşının çalınmasına tepki gösterilmesi ve oyuncuların protestoları desteklemesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'daki protestolar, Orta Doğu'da geniş yankı uyandırdı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran yönetimine karşı mesafeli bir duruş sergilerken, Türkiye gibi komşular gelişmeleri endişeyle izliyor. ABD'deki protesto, İran yönetimine uluslararası alanda baskıyı artırıyor. Biden yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, protestoculara destek sinyalleri veriyor. Ancak, nükleer müzakereler gibi diplomatik süreçler de devam ediyor. Bu protesto, İran diasporasının küresel çapta örgütlenme gücünü ve rejime karşı muhalefetin canlılığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki siyasi istikrarsızlık ve rejim karşıtı protestolar, Türkiye için doğrudan sınır güvenliği ve bölgesel denge açılarından önem taşıyor. İran'da olası bir rejim değişikliği veya iç çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında yeni bir mülteci akınına ve güvenlik riskine yol açabilir. Ayrıca İran, Suriye ve Irak'ta Türkiye ile karşı karşıya gelen bir aktör; rejimin zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırabilir. Ancak, İran'daki protestoların Türk kamuoyunda da yankı bulması ve benzer taleplerin gündeme gelmesi, Ankara'yı rahatsız edebilir. Bu nedenle Türkiye, İran'daki gelişmeleri yakından takip etmek ve diplomatik dengeyi korumak zorunda.