ABD güçlerinin yirmi yılı aşkın süredir bulunduğu Irak'tan çekilmesi, ülkedeki İran yanlısı grupların gücünü artırma riski taşıyor. Irak halkı genel olarak çekilmeden memnun olsa da, Tahran'a yakın milislerin yükselişinden endişe duyan kesimler, çekilmenin erken olduğunu savunuyor. Bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengesini derinden etkileyebilecek nitelikte.
Çekilme Kararının Arka Planı
ABD'nin Irak'tan çekilme kararı, yıllardır süren müzakerelerin ve artan baskıların sonucu. 2003'te başlayan ABD işgali, 2011'de resmen sona ermiş görünse de, IŞİD'in ortaya çıkmasıyla 2014'te yeniden asker konuşlandırılmıştı. Şimdi ise Washington, Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltma kararı almış durumda. Bu kararın arkasında, ABD iç politikasındaki 'sonsuz savaşlara son verme' eğilimi, bölgesel önceliklerin değişmesi ve Irak yönetiminin artan talepleri yatıyor. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin ülkeden ayrılması için bir takvim üzerinde anlaşmaya varıldığını açıklamıştı. Çekilmenin kademeli olarak gerçekleşmesi ve bazı askeri danışmanların kalması bekleniyor. Ancak bu süreç, İran'ın Irak üzerindeki etkisini artırması için bir fırsat penceresi yaratabilir.
İran'ın Rolü ve Bölgesel Dengeler
İran, Irak'ta uzun süredir siyasi ve askeri nüfuzunu genişletmeye çalışıyor. Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü, Irak'taki Şii milis grupları destekleyerek ülke siyasetinde belirleyici bir aktör haline geldi. Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) çatısı altında örgütlenen bu gruplar, resmi olarak Irak güvenlik güçlerine entegre edilmiş olsa da, gerçekte İran'ın talimatlarıyla hareket edebiliyor. ABD'nin çekilmesiyle birlikte bu grupların hem askeri hem siyasi ağırlığının artması bekleniyor. İran yanlısı milisler, Irak'taki ABD varlığına yönelik saldırılarını sürdürüyordu; çekilme sonrası bu saldırıların hedefi değişebilir veya iç siyaseti şekillendirme çabaları hız kazanabilir. Öte yandan, Irak'taki Sünni ve Kürt gruplar, İran'ın dominant hale gelmesinden endişeli. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), bağımsızlık referandumu sonrası zaten zor bir dönemden geçerken, İran'ın Şii milisler üzerinden Kürt bölgesine yönelik baskısı artabilir. Bu durum, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. İran'ın Irak'taki etkisinin artması, Türkiye'nin güney sınırında güçlü bir Şii blok oluşması anlamına geliyor. Bu durum, PKK/YPG gibi örgütlerle mücadelede işbirliği zorlaşabilir, çünkü İran yanlısı gruplar zaman zaman PKK ile dolaylı ilişkiler içinde olabiliyor. Öte yandan, Türkiye, Irak'taki Türkmen toplumunun güvenliği ve Musul-Kerkük gibi bölgelerdeki Türk varlığı açısından endişeli. Ancak Türkiye, Irak merkezi hükümetiyle ilişkilerini geliştirerek ve Sünni gruplarla işbirliği yaparak İran'ın etkisini dengeleyebilir. Ekonomik açıdan ise, Irak ile ticaret ve enerji projeleri (örneğin Basra Körfezi'ne uzanacak Kalkınma Yolu) sekteye uğrayabilir. Türkiye, bu süreçte Irak'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen bir politika izlemeli.
Gelecek Senaryoları ve Belirsizlikler
ABD çekilmesinin ardından Irak'ta istikrarın nasıl şekilleneceği belirsiz. İran'ın nüfuzu artarken, Irak halkının bir kısmı İran'a karşı da tepkili. 2019'daki protestolar, İran yanlısı gruplara yönelik öfkeyi göstermişti. Bu dinamikler, yeni bir iç çatışma veya siyasi kriz riskini artırıyor. Ayrıca, IŞİD'in yeniden canlanma ihtimali de göz ardı edilmemeli; ABD çekilmesi sonrası güvenlik boşluğu oluşabilir. Uluslararası toplum, Irak'ın egemenliğine saygı gösterirken, ülkeyi İran'ın tek başına etkisi altına girmekten korumak için diplomatik çaba sarf etmeli. Türkiye, bu denklemde aktif rol alarak bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamaya çalışmalı.