İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın ABD ile İsviçre'de yürüttüğü müzakerelerin odağını oluşturan üç temel başlığı açıkladı: savaşın sona erdirilmesi, ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması. Bekayi, haftalık basın toplantısında, nihai bir anlaşma için müzakerelere başlanabilmesi öncesinde, 18 Haziran tarihli mutabakatın ana hükümlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu hükümler arasında Lübnan'daki düşmanlıkların sona erdirilmesi de yer alıyor. Sözcü, dolaylı müzakerelerin devam ettiğini ve tarafların karşılıklı olarak belirlenmiş bir çerçevede ilerlediğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
İran ile ABD arasındaki müzakereler, 2023'ün başından bu yana İsviçre'nin arabuluculuğuyla kesintili olarak sürüyor. Taraflar, özellikle İran'ın nükleer programı, bölgesel angajmanları ve yaptırımlar konusunda derin görüş ayrılıkları yaşıyor. 18 Haziran mutabakatı, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir yol haritası olarak görülüyordu, ancak uygulanması tıkanmış durumda. Bekayi'nin ifadeleri, Tahran'ın müzakerelerde öncelikli olarak iç savaş ve bölgesel krizlerin çözümünü gördüğünü ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan'daki İran destekli Hizbullah'ın İsrail ile çatışmaları, Tahran için kritik bir konu başlığı. İran yönetimi, nükleer anlaşmaya dönüş için ön koşul olarak bölgesel gerilimin azaltılmasını şart koşuyor. ABD ise İran'ın balistik füze programı ve bölgesel milisleri desteklemesini müzakerelerde öncelikli gündem maddesi olarak tutuyor.
Bölgesel boyut
İran-ABD müzakereleri, Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini doğrudan etkiliyor. Tahran'ın talepleri arasında Hamas'ın 7 Ekim saldırıları sonrası İsrail'in Gazze operasyonu ve Hizbullah ile çatışmaların durdurulması da bulunuyor. Beyrut'taki siyasi kriz ve Lübnan'ın ekonomik çöküşü, İran'ın bölgesel nüfuz mücadelesinde elini zayıflatırken, Tahran bu krizi ABD'ye karşı pazarlık kozu olarak kullanıyor. İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, ülkenin ağır yaptırımlar altındaki ekonomisini canlandırmak için hayati önem taşıyor. Ekim 2023'ten bu yana yaşanan savaşlar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de endişelendiriyor. Bu ülkeler, İran'ın dolaylı müzakerelerinin bir anlaşmayla sonuçlanmasını ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesini umuyor. Ancak İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırı tehditleri ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesi, müzakereleri karmaşık hale getiriyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise İran'ın nükleer programının şeffaflığı konusunda endişelerini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki müzakereleri yakından izliyor. İran yaptırımlarının hafifletilmesi, Türkiye'nin enerji ticareti ve komşusuyla ekonomik ilişkileri açısından önem taşıyor. Türkiye, doğalgazının önemli bir kısmını İran'dan ithal ediyor; yaptırımların gevşemesi enerji fiyatlarını ve tedarik güvenliğini olumlu etkileyebilir. Ayrıca Türkiye'nin İran'a yönelik ihracatı da yaptırımlardan doğrudan etkileniyor. Bölgesel düzeyde, İran-ABD anlaşmazlığının çözümü, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik kaygılarını da etkileyebilir. Tahran'ın terörist gruplara desteğinin azalması, Türkiye'nin sınır güvenliği için olumlu bir gelişme olacaktır. Ancak ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürmesi, Türkiye'yi İran'la ticarette zor durumda bırakabiliyor. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğunu koruyarak, müzakerelerin sonucundan bağımsız olarak kendi çıkarlarını dengelemeye çalışıyor.