İranlı bir müzakereci, ABD ile Tahran arasında geçici olarak petrol yaptırımlarının hafifletilmesine yönelik bir taslak metnin son haline getirildiğini duyurdu. İran Atom Enerjisi Kurumu sözcüsü ve başmüzakereci Hüseyin Ghorbanzadeh, söz konusu anlaşmanın daha geniş kapsamlı bir ABD-İran mutabakatının parçası olduğunu, ancak bu mutabakatın nihai olarak yürürlüğe girebilmesi için Lübnan'daki savaşın kalıcı biçimde sona ermesi gerektiğini vurguladı. Ghorbanzadeh, dün Tahran'da yaptığı basın toplantısında iki ülke arasındaki müzakerelerin Viyana ve Umman'da aralıklı olarak sürdüğünü ifade etti.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasında, 2018'de dönemin Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla başlayan gerilim, son aylarda diplomasi yoluyla çözülmeye çalışılıyor. Taraflar, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda bir dizi dolaylı görüşme gerçekleştirdi. Ghorbanzadeh, geçici yaptırım muafiyeti taslağının, İran'ın ham petrol ihracatını belirli bir seviyeye kadar artırmasına izin vereceğini, ancak bu konuda ayrıntı vermedi. İran'ın halihazırda yaptırımlar nedeniyle günlük petrol ihracatı 1 milyon varilin altına düşmüş durumda.
İranlı diplomat, anlaşmanın daha kapsamlı bir mutabakatın parçası olduğunu ve 'mevcut prensipler üzerinde mutabık kalındığını' söyledi. Ancak bu mutabakatın, 'Lübnan'daki savaşın kesin olarak sona ermesine bağlı olduğunu' belirterek 'Bu olmadan, anlaşmanın daha geniş hükümleri yürürlüğe girmeyecektir' ifadelerini kullandı. Lübnan'da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar, bölgesel gerilimin odağında yer alıyor ve İran, Hizbullah'ın en büyük destekçisi konumunda.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikasında potansiyel bir yumuşamaya işaret ediyor. Ancak anlaşmanın Lübnan'daki savaşın sona ermesine bağlanması, bölgesel dinamiklerin ne kadar iç içe geçmiş olduğunu gösteriyor. Washington yönetimi, İran'ın nükleer programına ilişkin endişeleri sürerken, aynı zamanda Gazze ve Lübnan'daki gerilimi azaltmak için Tahran'ın etkisini kullanmaya çalışıyor. Analistler, böyle bir anlaşmanın İran'a finansal rahatlama sağlarken, karşılığında İran'ın bölgesel milis gruplarına yönelik desteğinin sınırlandırılmasını hedeflediğini belirtiyor.
Lübnan'da ateşkes arayışları devam ederken, bu bağlantılı anlaşma, tarafların birbirini sürece dahil etme stratejisinin bir yansıması. İran, petrol gelirlerinin artmasıyla ekonomik olarak nefes almayı umarken, ABD de nükleer krizi yönetirken bölgesel istikrarı sağlamayı hedefliyor. Mutabakatın kaderi büyük ölçüde Lübnan'daki gelişmelere bağlı olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran yaptırım muafiyeti, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik. Ankara, İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatına bağımlı durumda; yaptırımların hafiflemesi Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve ticaret hacmini artırabilir. Ancak anlaşmanın Lübnan'daki duruma bağlanması, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye'yi doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Türkiye, Lübnan ve Suriye'de İran destekli gruplarla sahada karşı karşıya geliyor; bu anlaşma bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yumuşaması, Türkiye'nin İran'la ilişkilerini yeniden dengeleme fırsatı sunabilir.