ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yaptığı geçici anlaşma, Washington'da sol ve sağ kanattan beklenmedik bir eleştiri dalgasıyla karşılaştı. Anlaşmanın şartlarına dair belirsizlik sürerken, Başkan Yardımcısı J.D. Vance'nin İran'la barış görüşmelerini övmesi, Cumhuriyetçi cenahta rahatsızlık yarattı. Trump ise Tahran yönetimine, Lübnan'daki vekil gücünü kontrol altına almaması halinde yeniden saldırı tehdidinde bulundu. Gelişme, ABD-İran ilişkilerinde yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Anlaşmaya iki cepheden itiraz
Trump yönetiminin İran'la vardığı geçici mutabakat, her iki partiden de sert tepki çekti. Demokratlar, anlaşmanın Tahran'a çok fazla taviz verdiğini savunurken, Cumhuriyetçilerin şahin kanadı da İran'ın nükleer programını durdurmak için yeterli güvence sağlanmadığını öne sürüyor. Özellikle Başkan Yardımcısı Vance'in İran'la barış görüşmelerine destek vermesi, parti içinde bölünmeyi derinleştirdi. Vance, yaptığı açıklamada "Diplomasi her zaman son seçenek olmalı" ifadelerini kullanırken, bazı Cumhuriyetçi senatörler bu tutumu "ihanet" olarak nitelendirdi.
Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ı Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırmaya çağırdı. "Eğer Tahran, Beyrut'taki taşeronlarını kontrol altına almazsa, İran'a yönelik saldırıları yeniden başlatırız" tehdidinde bulunan Trump, anlaşmanın askeri boyutuna işaret etti. Beyaz Saray sözcüsü ise anlaşmanın sadece nükleer boyutu kapsadığını, diğer konuların ayrı müzakere edileceğini duyurdu.
Bölgesel yankılar ve belirsizlik
Washington'daki siyasi çalkantı, Orta Doğu'da da yankı buldu. İran, anlaşmanın kalıcı olması için ABD'nin güvence vermesi gerektiğini savunurken, İsrail endişelerini dile getirdi. Netanyahu hükümeti, anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemediğini iddia ediyor. Suudi Arabistan ve BAE ise anlaşmayı ihtiyatla karşıladı. Bölgedeki diplomatik kaynaklar, Trump'ın Lübnan tehdidinin Hizbullah'ı hedef alan bir askeri operasyonun habercisi olabileceği yorumunu yapıyor.
Öte yandan, anlaşmanın tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Bazı raporlar, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifleteceğini öne sürüyor. Ancak nükleer tesislerin denetimi ve olası ihlallerde uygulanacak yaptırım mekanizması belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu geçici anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın kalıcı hale gelmesi, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatını kolaylaştırabilir ve bölgede gerilimi azaltarak Suriye ve Irak'taki güç dengelerini etkileyebilir. Ancak anlaşmanın başarısız olması veya Trump'ın tehditlerini uygulaması, İran'ı daha agresif bir politikaya iterek Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem Tahran'la diyaloğunu sürdürerek dengeli bir pozisyon almaya çalışıyor. Gelişmeler, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki manevra alanını doğrudan şekillendirecek nitelikte.