İran silahlı kuvvetleri, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ardından stratejik Hürmüz Boğazı'nı kapattıklarını açıkladı. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, uluslararası enerji piyasalarında şok dalgaları yaratırken, bölgesel gerilim yeni bir boyuta taşındı. İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, boğazın “güvenlik gerekçesiyle” geçici olarak trafiğe kapatıldığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran’ın bu hamlesi, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarının hemen ardından geldi. Tahran yönetimi, uzun süredir Hizbullah’ın en önemli destekçilerinden biri olarak biliniyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “İsrail’in saldırganlığına kayıtsız kalmayacağız” ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki petrol üreticisi ülkelerin (Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE, Katar) ihracatı için hayati önem taşıyor. Daha önce de 2019’da benzer bir kriz yaşanmış, İran’ın mayın döşediği iddiaları üzerine ABD Donanması bölgeye savaş gemileri göndermişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya neden oldu. Brent petrol varil başına 85 dolardan 92 dolara yükseldi. Uzmanlar, krizin uzaması halinde fiyatların 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. ABD, İngiltere ve Fransa, İran’a derhal boğazı açması çağrısında bulunurken, Suudi Arabistan alternatif nakliye yolları arayışına girdi. Bölgedeki ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, “Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular statüsü tartışmaya açılamaz” açıklamasını yaptı. Kriz, aynı zamanda İran’ın nükleer müzakereleri protesto etmek için bu tür bir kozu kullanabileceği endişelerini artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu’dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz ithalat faturalarını doğrudan etkileyebilir. Ancak Türkiye’nin, Rusya ve Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerle güçlü bağları bulunuyor. Kısa vadede fiyat artışları enflasyonu tetikleyebilir, ancak Ankara’nın çeşitlendirilmiş enerji politikası bu krizi daha hafif atlatmasını sağlayabilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel bir krizde arabulucu rolü oynayarak diplomatik ağırlığını artırma fırsatı da yakalayabilir. Ancak Rusya-Ukrayna savaşıyla zaten sarsılan küresel enerji piyasaları, bu yeni krizle daha da istikrarsızlaşabilir.