Washington ve Tahran arasında yeni bir nükleer anlaşma için sinyaller yoğunlaşıyor. Uzmanlar, görüşmelerin hız kazandığını ancak tarafların birbirine güvenmediğini belirtiyor. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması karşılığında ABD’nin yaptırımları hafifletmesi bekleniyor. Ancak geçmiş anlaşmaların akıbeti, bu kez de benzer bir hayal kırıklığı yaşanabileceğine işaret ediyor. Ortadoğu’da tansiyon yüksek, İsrail ve Körfez ülkeleri anlaşmaya temkinli yaklaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran arasındaki dolaylı müzakereler, aylardır Umman ve Katar gibi aracı ülkeler üzerinden sürdürülüyor. İran, nükleer programını sivil amaçlı olduğunu savunurken, Batı uranyum zenginleştirme düzeyinin askeri boyuta yaklaştığından endişeli. ABD’nin yaptırım rejimi İran ekonomisini ciddi şekilde etkilemiş durumda; enflasyon yüzde 40’ı aşmış, petrol ihracatı düşmüş. Bu nedenle Tahran, ekonomik rahatlama için anlaşmaya sıcak bakıyor. Ancak İran yönetimi, iç politikada muhafazakar kesimlerin anlaşmaya karşı çıkmasıyla karşı karşıya. ABD tarafında ise Kongre’de anlaşmaya şüpheyle yaklaşanlar var. Özellikle 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) ABD’nin tek taraflı çekilmesi, güven sorununu derinleştirmişti.
Müzakerelerin bir diğer boyutu, İran’ın bölgesel faaliyetleri. Batı, İran’ın Yemen’deki Husilere ve Lübnan’daki Hizbullah’a verdiği desteğin sınırlandırılmasını istiyor. Ancak İran, bu talepleri egemenlik haklarına müdahale olarak görüyor. Dolayısıyla anlaşma yalnızca nükleer dosyayı kapsayacak gibi görünüyor. Uzmanlar, dar kapsamlı bir anlaşmanın tarafları tatmin etmeyeceğini, ancak gerilimi düşürmek için bir başlangıç olabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, bölge dengelerini yeniden şekillendirebilir. İsrail, İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verecek her türlü anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de endişeli. Bu durum, bölgede ABD’ye bağımlılığı azaltma eğilimini hızlandırabilir. Küresel enerji piyasalarında ise İran’ın yaptırımların hafiflemesiyle petrol ihracatını artırması bekleniyor. Bu, OPEC+ içinde fiyat baskısı yaratabilir. ABD’nin Çin’le rekabeti bağlamında, İran üzerinde anlaşma, Pekin’in Tahran’la ilişkilerini etkileyebilir. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı ve anlaşma, Çin’in enerji güvenliğini olumlu etkiler.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran’la derin ekonomik bağlara sahip. Yaptırımlar nedeniyle zorlanan ikili ticaret, olası bir anlaşmayla canlanabilir. Ancak Türkiye, İran’ın nükleer faaliyetlerine ve bölgesel müdahalelerine karşı temkinli. Suriye’de İran’la işbirliği yapmak zorunda kalan Ankara, aynı zamanda İsrail ve Körfez ülkeleriyle de ilişkilerini geliştiriyor. Dolayısıyla Ankara, dengeli bir diplomasi izlemeye devam edecek. Anlaşma, bölgede istikrarı artırırsa Türkiye’nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından olumlu olabilir. Aksi takdirde yeni bir kriz, Türkiye’nin bölgesel planlarını olumsuz etkileyebilir.