İran ve Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler çatısı altında doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Middle East Eye'ın haberine göre, İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için öne sürdüğü şartlar giderek sertleşiyor. Görüşmeler, bölgede artan gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çabaların bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Görüşmelerin Arka Planı
İran ve ABD arasındaki bu doğrudan temas, uzun süredir devam eden dolaylı müzakerelerin ardından geldi. Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde bir araya gelerek Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisi ve bölgesel güvenlik konularını ele aldı. İran'ın, boğazın yeniden açılması karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve bölgedeki askeri varlığının tanınması gibi taleplerde bulunduğu öğrenildi. Ancak Tahran'ın son haftalarda bu şartları daha da katılaştırdığı belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. İran'ın bu boğazı kapatma tehdidi, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştı. ABD yönetimi, boğazın açık tutulmasını uluslararası toplumun ortak çıkarı olarak tanımlarken, İran ise boğazı kendi güvenlik ve ekonomik çıkarları için bir koz olarak kullanıyor.
Görüşmelerin içeriğine dair resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak diplomatik kaynaklar, tarafların pozisyonlarının hâlâ birbirinden uzak olduğunu ve somut bir anlaşmaya varılmasının zaman alacağını aktarıyor. İran'ın, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine yönelik askeri desteğini azaltmasını ve yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ettiği bildiriliyor. Washington ise İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplara verdiği destek konusunda taviz vermeye yanaşmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, sadece İran ve ABD'yi değil, başta Körfez ülkeleri olmak üzere küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, boğazın açık kalmasını kendi ekonomik güvenlikleri için hayati görüyor. Öte yandan Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları da olası bir kesintiden olumsuz etkilenecek.
İran'ın şartlarını sertleştirmesi, bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve Lübnan'daki gerilim, Orta Doğu'da çok katmanlı bir kriz ortamı yaratmış durumda. İran, bu kaotik ortamda elini güçlendirmek için Hürmüz kartını daha etkin kullanmaya çalışıyor.
ABD ise seçim yılında dış politikada bir başarı hikâyesi yazmak istiyor. Ancak İran'ın artan talepleri, Beyaz Saray'ın manevra alanını daraltıyor. Avrupalı müttefikler ise diplomasiye şans verilmesi çağrısı yapıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de taraflara itidal çağrısında bulunarak, boğazın uluslararası statüsünün korunması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, İran'ın Hürmüz'ü tamamen kapatmasının kendi ekonomisine de zarar vereceğini, bu nedenle asıl amacının müzakere masasında daha fazla taviz koparmak olduğunu belirtiyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve karşılıklı sert açıklamalar, olası bir yanlış hesaplamanın bölgeyi sıcak çatışmaya sürükleme riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yakından takip ediyor. Boğazda yaşanacak bir kesinti, küresel petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca İran ile ABD arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin hem Batı hem de komşusu İran ile dengeli ilişkiler yürütme çabalarını zorlaştırabilir. Ankara, diplomatik çözüm çağrısı yaparak bölgesel bir savaşın önlenmesini ve Hürmüz'ün açık kalmasını savunuyor.