İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında en az üç Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırılar, Gazze kentindeki çeşitli hedeflere yönelik gerçekleştirildi. İsrail ordusu saldırıların "terör altyapısını" hedef aldığını öne sürerken, Filistinli yetkililer sivil kayıpların olduğunu belirtiyor. Olay, bölgede son aylarda artan gerginliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırıları, İsrail'in 2007'den bu yana uyguladığı abluka ve aralıklarla düzenlediği askeri operasyonların son halkası. İsrail, saldırıların Hamas ve İslami Cihad gibi grupların askeri kapasitesini hedef aldığını savunuyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, bu saldırıların sık sık sivil altyapıya zarar verdiğini ve can kayıplarına yol açtığını rapor ediyor.
Son saldırıda öldürülenlerin kimlikleri henüz netleşmedi. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralıların Gazze'deki hastanelere kaldırıldığını, ancak sağlık sisteminin yetersizliği nedeniyle tedavide zorluk yaşandığını bildirdi. Bölgedeki insani durum, yıllardır süren abluka ve tekrarlanan çatışmalar nedeniyle zaten kötüleşmiş durumda.
İsrail ordusu, saldırı öncesinde bölge sakinlerine uyarı yapıldığını iddia etse de, tanıklar aksini söylüyor. Gazze'deki yerel kaynaklar, saldırıların gece geç saatlerde düzenlendiğini ve paniğe yol açtığını belirtiyor. Bu tür saldırılar, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes çabalarını da baltalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki son tırmanma, Orta Doğu'da zaten var olan istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor. İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki çatışmalar, zaman zaman bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıyor. Mısır ve Katar gibi ülkeler, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışsa da kalıcı bir ateşkes sağlanamıyor.
Uluslararası toplum, İsrail'in askeri operasyonlarını kınayan açıklamalar yapıyor ancak somut adımlar atmakta isteksiz. ABD, İsrail'in "kendini savunma hakkını" vurgularken, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler sivil kayıplardan duyulan endişeyi dile getiriyor. Bu denge politikası, Filistinliler arasında hayal kırıklığı yaratıyor.
Gazze'deki insani kriz, Kovid-19 pandemisi ve ekonomik zorluklarla daha da ağırlaşmış durumda. Birleşmiş Milletler, Gazze'nin 2020'de "yaşanabilir" bir yer olmaktan çıkacağı uyarısını yapmıştı; bugün bu öngörü büyük ölçüde gerçekleşmiş görünüyor. Elektrik kesintileri, temiz su sıkıntısı ve işsizlik had safhada.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel ve siyasi olarak yakın duran bir ülke. Gazze'deki can kayıpları, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına yol açabilir. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin'in haklarını savunmaya devam ediyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminde İsrail ile yürütülen diyalog, bu tür olaylarla sekteye uğrayabilir. Türkiye'nin bölgede istikrar arayışı, Filistin-İsrail çatışmasının çözümüne bağlı. Son saldırılar, Ankara'nın arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir ve kamuoyunda tepkiyi artırabilir.