İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze Şeridi'nde yaşayan yaklaşık 1 milyon Filistinlinin tahliye edileceğini duyurdu. Açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını genişletme hazırlığı olarak yorumlanıyor. Gallant, tahliyenin sivil kayıpları önlemek amacıyla yapılacağını öne sürdü.
Operasyonun Arka Planı ve Bölgesel Gerilim
İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüyor. Hamas'ın saldırılarına yanıt olarak başlatılan operasyonlarda bugüne kadar binlerce sivil hayatını kaybetti. Gallant'ın açıklaması, İsrail'in kara harekatını güneye doğru genişletme planının bir parçası olarak görülüyor. Gazze'nin kuzeyinde yaşayan Filistinlilerin büyük bölümü daha önce güneye göç etmek zorunda kalmıştı. Şimdi ise Refah gibi sınır bölgelerinden tahliye sinyali veriliyor. Mısır, Refah sınır kapısının kontrolü konusunda endişelerini dile getirdi ve Filistinlilerin Sina Yarımadası'na zorla çıkarılmasına karşı olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, zorunlu göçün uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarını inceliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Küresel Boyut
ABD yönetimi, İsrail'in sivillerin güvenliğini sağlama sorumluluğunu hatırlattı. Avrupa Birliği, tahliye planının insani krizi derinleştireceği uyarısında bulundu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'de soykırım uyguladığını söyleyerek tepki gösterdi. Bölgesel aktörlerden Katar ve Suudi Arabistan da endişelerini dile getirdi. İran, İsrail'e karşı sert açıklamalarda bulundu. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da yeni bir göç dalgası ve istikrarsızlık riskini artırıyor. Mısır, Ürdün gibi ülkeler olası bir göç dalgasından endişe ediyor. Ayrıca, insani yardım kuruluşları Gazze'ye yeterli yardımın ulaştırılamadığını belirtiyor. Tahliye kararı, Filistin meselesinin çözümüne yönelik iki devletli çözüm umutlarını daha da zayıflatabilir. Uluslararası toplum, İsrail'e baskı yapmakta yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını güçlü şekilde destekleyen bir ülke olarak, İsrail'in tahliye planını derhal kınadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırımla suçlayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını güçlendirirken, İsrail ile ilişkileri daha da geriyor. Türkiye, Mısır ve Katar ile koordinasyon içinde insani yardım koridorlarının açılması için çaba sarf ediyor. Olası bir göç dalgası, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik yükünü artırabilir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin'e destek yüksek; bu da hükümetin politikalarını şekillendiriyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunarak İsrail'e yaptırım çağrısı yapıyor. Uzun vadede, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi zorlaşabilir ve Doğu Akdeniz'de dengeler değişebilir.
İsrail'in tahliye planı, Gazze'de insani krizi daha da kötüleştirecek ve bölgesel istikrarsızlığı artıracak. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak ateşkes sağlanması ve iki devletli çözüm için uluslararası baskıyı artırmalı. Aksi halde, Orta Doğu'da daha büyük bir çatışma riski doğabilir.