Fas'ta yaklaşan seçimlerin, Kral VI. Muhammed'in sarsıntılı yönetimini güçlendirmesi beklenmiyor. Ülke, derinleşen ekonomik kriz, yolsuzluk iddiaları ve artan toplumsal hoşnutsuzlukla boğuşurken, monarşinin meşruiyeti sorgulanıyor. Seçimlerin, halkın gerçek taleplerini yansıtmaktan uzak olduğu ve kraliyet ailesinin etkisini pekiştirmeye hizmet ettiği belirtiliyor.
Derinleşen Ekonomik Kriz ve Yolsuzluk İddiaları
Fas, son yıllarda artan enflasyon, yüksek işsizlik ve gelir eşitsizliğiyle mücadele ediyor. Pandemi sonrası toparlanma yavaş seyrederken, tarım sektörü kuraklıkla sarsılıyor. Hükümetin ekonomik politikaları, halkın büyük bölümü için yeterli çözüm üretemiyor. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik oranı %30'u aşmış durumda. Bu tablo, kralın ekonomik yönetimine duyulan güveni azaltıyor.
Yolsuzluk iddiaları da kraliyet ailesini yakından ilgilendiriyor. Son dönemde ortaya atılan iddialara göre, kraliyet çevresindeki isimler kamu ihalelerinde usulsüzlük yapmakla suçlanıyor. Bu iddialar, basın özgürlüğünün kısıtlı olduğu ülkede yeterince araştırılamıyor. Ancak sosyal medyada yayılan söylentiler, halkın öfkesini artırıyor. Kral VI. Muhammed, 2011'deki Arap Baharı'ndan bu yana siyasi reformlar vaat etse de, gerçek anlamda bir güç paylaşımına gitmedi.
Yaklaşan Seçimler: Değişim mi, Statüko mu?
Önümüzdeki aylarda yapılması planlanan parlamento seçimleri, muhalefet için bir fırsat penceresi olarak görülüyor. Ancak seçim sistemi ve kraliyetin siyasi partiler üzerindeki etkisi, muhalefetin başarı şansını düşürüyor. İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ile diğer muhalif gruplar, seçimlere gölge düşürüldüğünü savunuyor. Uluslararası gözlemciler de seçimlerin adil olmayacağı endişesini taşıyor.
Seçimlerin, kralın konumunu güçlendirmek yerine, halkın sisteme olan güvenini daha da erozyona uğratması bekleniyor. Zira halk, seçimlerin gerçek bir değişim getirmeyeceğine inanıyor. Sokak protestoları ve iş bırakma eylemleri, son aylarda artış gösterdi. Hükümet, protestoları bastırmak için polis gücünü kullanmaktan çekinmiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fas, Kuzey Afrika'nın istikrarı açısından kritik bir ülke. Batı Sahra sorunu, Cezayir ile gerginlik ve İsrail ile normalleşme adımları, ülkenin dış politikasını şekillendiriyor. ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi, kralın bölgesel konumunu güçlendirse de, halkın büyük bölümü bu adımı desteklemiyor. Ayrıca Fas, Avrupa Birliği için önemli bir ticaret ortağı ve göçmen kontrolünde kilit rol oynuyor. Ülkedeki istikrarsızlık, Akdeniz havzasında yeni gerilimlere yol açabilir.
Fas'daki gelişmeler, Arap dünyasındaki otoriter rejimlerin kırılganlığını da gözler önüne seriyor. Kral VI. Muhammed, uzun süredir iktidarda ve halkın desteğini yitirmiş durumda. Ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılar, yeni bir Arap Baharı'nın fitilini ateşleyebilir mi? Bu soru, bölge uzmanlarını meşgul ediyor. Ancak şu an için kitlesel bir ayaklanma olasılığı düşük görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas'daki siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Fas ile ticari ilişkilerini güçlendirmeye çalışırken, bölgedeki istikrarsızlık yatırım ortamını zorlaştırabilir. Ayrıca Fas'ın Batı Sahra politikası ve Cezayir ile olan gerilimi, Türkiye'nin Cezayir ile olan yakın ilişkileri nedeniyle dengeli bir dış politika izlemesini gerektiriyor. Fas'taki olası bir rejim değişikliği veya iç karışıklık, Akdeniz'deki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu yeniden şekillendirebilir.