ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin yanı sıra Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak'tan üst düzey yetkililerle bir araya geldi. Görüşmede Trump, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin “ivme kazandığını” belirterek, Orta Doğu'da kapsamlı bir diplomatik açılımın sinyalini verdi. Toplantı, İran nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularında artan diplomasi trafiğinin son halkası olarak öne çıktı.
Diplomatik açılımın arka planı
Trump'ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı, New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu sırasında yapıldı. Katılımcılar arasında KİK üyesi altı ülkenin (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman) temsilcilerinin yanı sıra Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak'tan da üst düzey isimler yer aldı. Bu geniş katılım, ABD yönetiminin Orta Doğu'da İran'ı da kapsayan çok taraflı bir güvenlik mimarisi kurma çabası olarak yorumlandı.
Trump, görüşmede İran ile yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlediğini ve “ivme” kazandığını ifade etti. ABD-İran ilişkileri, 2018'de Washington'ın tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımlarla gerilmişti. Son aylarda ise bölgesel aktörlerin arabuluculuğuyla Tahran ile Washington arasında dolaylı görüşmelerin sürdüğü biliniyor. Trump'ın bu açıklaması, müzakerelerin gizli kanallardan yürütüldüğü ve belirli bir aşamaya gelindiği yönündeki iddiaları güçlendirdi.
Toplantının ana gündem maddeleri arasında İran'ın nükleer faaliyetleri, bölgesel vekâlet savaşları, enerji güvenliği ve Suriye'nin yeniden inşası yer aldı. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında Tahran'ın nükleer programını sınırlandırması ve bölgesel milis gruplara desteğini azaltması gibi başlıkların masada olduğu düşünülüyor. Ancak henüz somut bir anlaşma metni kamuoyuna yansımadı.
Görüşmeye katılan ülkelerin çeşitliliği, ABD'nin İran'ı çevreleyen bir diplomatik kuşak oluşturma niyetini gösteriyor. Türkiye, Suriye ve Irak gibi İran ile doğrudan sınır ve çıkar ilişkisi olan ülkelerin varlığı, olası bir anlaşmanın bölgesel uygulanabilirliği açısından kritik. Lübnan ve Ürdün ise İran'ın vekil güçleriyle yaşadığı gerilimler nedeniyle sürece dahil edildi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran müzakerelerinde ivme sağlanması, yalnızca Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını ve güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor. İran'ın nükleer programı konusunda kapsamlı bir anlaşma sağlanması, Körfez'de tansiyonu düşürebilir ve petrol arzında istikrar yaratabilir. Öte yandan İsrail'in olası bir anlaşmaya mesafeli duruşu ve Suudi Arabistan'ın güvenlik garantileri talebi sürecin kırılgan noktalarını oluşturuyor.
Trump yönetiminin seçim öncesi dönemde dış politika başarısına ihtiyaç duyduğu bir gerçek. İran ile varılacak bir mutabakat, Washington'un bölgedeki müttefikleri nezdinde prestijini artırabilir. Ancak İran'ın iç siyasetindeki sertlik yanlısı kanadın direnci ve ABD Kongresi'ndeki şüpheci tutum, müzakerelerin önündeki başlıca engeller arasında.
Toplantıya katılan ülkelerin çoğu, ABD-İran yakınlaşmasından ekonomik ve güvenlik çıkarı bekliyor. Özellikle Irak ve Lübnan, İran'la olan karmaşık ilişkilerini dengelemek isterken; Körfez ülkeleri İran'ın bölgesel yayılmacılığının sınırlanmasını talep ediyor. Suriye ise yeniden inşa sürecinde uluslararası meşruiyet ve finansman arayışında.
BM Genel Kurulu marjındaki bu tür temaslar, resmi müzakere süreçlerinin önünü açan gayriresmî zeminler olarak işlev görüyor. Trump'ın “ivme” ifadesi, önümüzdeki haftalarda daha somut adımların gelebileceğine işaret ediyor. Yine de diplomatik kaynaklar, taraflar arasındaki güven açığının henüz kapanmadığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran görüşmelerinde hem sınır komşusu hem de bölgesel denge unsuru olarak kritik konumda. Olası bir anlaşma, İran'ın Suriye ve Irak'taki etkisini sınırlayabilir; bu da Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına kısmen hizmet edebilir. Ancak anlaşmanın İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını içermesi, Tahran'ın ekonomik ve askeri kapasitesini artırarak bölgesel rekabette Ankara'nın aleyhine sonuçlar doğurabilir. Ayrıca Türkiye, toplantıya davet edilerek sürecin dışında kalmadığını göstermiş oldu. Enerji ticareti ve doğalgaz importu açısından İran, Türkiye için önemli bir ortak; yaptırımların hafiflemesi ekonomik ilişkileri canlandırabilir. Ankara'nın denge politikası, hem Batı ile hem de İran ile ilişkilerini koruma zorunluluğunu beraberinde getiriyor.