Birleşik Devletler, ikinci gün üst üste İran topraklarındaki hedeflere askeri saldırı düzenledi. Pentagon, operasyon kapsamında hava savunma sistemlerinin, kıyı radar istasyonlarının ve füze ile donanma altyapısının vurulduğunu açıkladı. Yetkililer, saldırıların amacının Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini korumak olduğunu belirtirken, bölgede tırmanan gerilim tüm dünyanın dikkatini bu kritik su yoluna çevirdi.
Gelişmenin arka planı: Art arda gelen misillemeler
İlk saldırı dalgası, ABD Merkez Kuvvetleri'nin (CENTCOM) 'kesin ve orantılı' olarak nitelediği hedeflere yönelikti. İlk gün İran'ın hava savunma bataryaları ve erken uyarı radarları imha edilirken, ikinci günkü operasyonda kıyı savunma sistemleri ve devriye botlarının konuşlandığı tesisler hedef alındı. Pentagon sözcüsü, saldırıların 'savunma amaçlı' olduğunu ve İran'ın ABD donanmasına yönelik tacizlerine yanıt olarak planlandığını söyledi.
İran ise saldırılara gecikmeksizin karşılık verdi. Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki ABD üslerine ve İsrail'e ait hedeflere yönelik saldırıların başlatıldığı duyuruldu. Yemen'deki Husiler, Irak'taki Haşdi Şabi ve Suriye'deki İran destekli milislerin de operasyonlara katıldığı belirtildi. İran Dışişleri Bakanı, 'ABD'nin maceracılığının bedelini ağır ödeyeceğini' söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut: Hürmüz Boğazı krizi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir geçit. ABD'nin askeri müdahalesi, bölgede deniz ulaşımını koruma iddiasıyla yapılsa da, İran'ın misilleme saldırıları boğazı fiilen tehlikeli hale getirdi. Petrol fiyatları son iki günde yüzde 8'den fazla yükselirken, küresel enerji piyasalarında panik havası yaşanıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, artan petrol üretimiyle fiyatları dengelemeye çalışırken, Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçı ülkeler alternatif tedarik yolları arayışına girdi. BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrılırken, Rusya ve Çin, ABD'nin tek taraflı askeri harekatını kınadı. Avrupa Birliği ise her iki tarafa da itidal çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan güvenlik ve enerji arzı riski taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferin aksaması, enerji fiyatlarının yükselmesine ve tedarik zincirinde darboğaza yol açabilir. Ayrıca, İran sınırında yaşanan bu gerginlik, PKK/PYD unsurlarının da istismar edebileceği bir güvenlik boşluğu yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda. Ankara'nın arabulucu rolü üstlenmesi veya enerji alternatifleri geliştirmesi beklenebilir.