İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD ile bu hafta Katar'ın başkenti Doha'da "teknik görüşmeler" yapılmasının söz konusu olmadığını belirterek, ABD medyasındaki haberleri yalanladı. Garibabadi, Tahran ile Washington arasında teknik çalışma grubu görüşmeleri yapılacağına dair ABD basınında çıkan haberleri reddederken, bu tür iddiaların asılsız olduğunu vurguladı. İranlı diplomat, nükleer müzakereler kapsamında herhangi bir yeni turun planlanmadığını da sözlerine ekledi.
Gelişmenin arka planı
ABD medyasında çıkan haberlerde, İran ve ABD'nin Doha'da dolaylı görüşmeler yapmak üzere teknik heyetler göndereceği öne sürülmüştü. Ancak Garibabadi, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, taraflar arasında bu hafta için planlanmış herhangi bir teknik toplantı bulunmadığını duyurdu. İranlı yetkili, müzakerelerin durumu hakkında daha fazla ayrıntı vermezken, sürecin mevcut haliyle devam ettiğini ima etti. İran nükleer anlaşmasının (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik müzakereler, Nisan 2021'den bu yana Viyana'da yürütülüyor ancak önemli ilerleme kaydedilemedi.
Son aylarda, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimlerine kısıtlama getirmesi nedeniyle gerilim yükselmişti. ABD ise İran'a yönelik yaptırımları kaldırmaya yanaşmıyor, bu da anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Katar, son dönemde bölgesel arabuluculuk çabalarıyla öne çıkarken, İran ve ABD arasında dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapma potansiyeli taşıyor ancak henüz somut bir adım atılmış değil.
Bölgesel veya küresel boyut
İran-ABD ilişkileri, Ortadoğu'da istikrarın sağlanması açısından kritik öneme sahip. Nükleer anlaşmanın akıbeti, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgedeki tüm aktörleri yakından ilgilendiriyor. İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler devam ederken, ABD'nin yaptırım politikası İran ekonomisini olumsuz etkiliyor. Öte yandan, Çin ve Rusya'nın İran'a desteği, ABD'nin baskı politikasını zorlaştırıyor. Avrupa Birliği ise diplomasiyi ön planda tutarak tarafları müzakere masasına dönmeye çağırıyor. Doha'da olası bir görüşme, tıkanan sürece ivme kazandırabilirdi ancak İran'ın yalanlaması, taraflar arasındaki güvensizliğin ne denli derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki gerginlikten doğrudan etkilenebilecek bir konumda bulunuyor. İran ile komşu olan Türkiye, nükleer anlaşmanın yeniden canlanmasını ekonomik ve güvenlik açısından olumlu karşılayacaktır. Anlaşmanın sağlanması halinde İran'a yönelik yaptırımların kalkması, Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir ve bölgesel istikrara katkıda bulunabilir. Ancak sürecin tıkanması, İran'ın nükleer faaliyetlerini artırmasına yol açabilir ki bu da Türkiye'nin yakınında bir nükleer tehdit oluşturabilir. Türkiye, bu nedenle hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, dengeli bir dış politika izlemeye devam edecektir.