İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, Pazartesi günü yayımladığı raporda, Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen Filistinlilerin neredeyse dörtte birinin çocuk olduğunu duyurdu. Bu oran, İsrail'in 1967'de bölgeyi işgal etmesinden bu yana en yüksek reşit olmayan ölüm oranı olarak kaydedildi. Raporda, çocuk ölümlerinin İsrail'in "neredeyse hiç hesap verme yükümlülüğü olmayan" daha geniş bir öldürme politikasının yansıması olduğu vurgulandı.
Artan Şiddet ve Kurbanların Profili
B'Tselem'in verilerine göre, 7 Ekim 2023 ile 31 Ekim 2024 arasında Batı Şeria'da İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından 162 Filistinli çocuk öldürüldü. Bu rakam, önceki yıllara kıyasla çarpıcı bir artışı temsil ediyor. Örgüt, çocukların genellikle taş atma veya protestolara katılma gibi eylemler sırasında, orantısız güç kullanımı sonucu hayatını kaybettiğini belirtiyor. Raporda ayrıca, çocukların ölümlerine yol açan olayların soruşturulmasının nadiren gerçekleştiği ve faillerin nadiren yargılandığı ifade ediliyor.
B'Tselem, İsrail ordusunun çatışma bölgelerinde "ateş et ve sor" taktiği uyguladığını, bu durumun çocuklar dahil sivillerin ölümüne yol açtığını savunuyor. Raporda, "Bu ölümler münferit olaylar değil, Filistinlilere yönelik sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır" deniyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Uluslararası toplum, Batı Şeria'daki çocuk ölümlerine ilişkin endişelerini dile getirirken, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer insan hakları örgütleri, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Ancak, B'Tselem'in raporu, bu çağrıların somut bir sonuç doğurmadığını gösteriyor. Raporda, İsrail'in 2002'den bu yana çocuk askerlerin kullanımına ilişkin uluslararası protokolleri imzalamış olmasına rağmen, Batı Şeria'da çocukları hedef alan eylemlerin devam ettiğine dikkat çekiliyor.
B'Tselem ayrıca, İsrail hükümetinin yerleşimci şiddetini teşvik eden söylemlerinin, çocukların da hedef alınmasını meşrulaştırdığını öne sürüyor. Örgüt, İsrail askerlerinin çocukları öldürmesine izin veren yasal boşlukların kapatılması ve hesap verebilirliğin sağlanması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Batı Şeria'daki çocuk ölümleri, sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığın da önemli bir göstergesi. Bu durum, Filistinliler arasında İsrail'e karşı derin bir öfke ve güvensizlik yaratırken, barış sürecine duyulan inancı da aşındırıyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Ürdün ve Mısır, İsrail'in eylemlerine karşı uyarılarda bulunurken, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da konuyu gündemine alıyor.
Küresel düzeyde, çocuk ölümleri, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eleştirilerini artırıyor. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi aktörler, İsrail'e orantılı güç kullanımı konusunda uyarılarda bulunsa da, somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, insan hakları örgütleri tarafından, uluslararası hukukun seçici uygulanması olarak eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında önem taşımaktadır. Türkiye, BM ve diğer uluslararası platformlarda Filistinli çocukların öldürülmesini kınamakta ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurgulamaktadır. Bu tür raporlar, Türkiye'nin insan hakları söylemini güçlendirirken, bölgesel istikrarsızlığın artması halinde Türk dış politikasının daha aktif bir rol üstlenmesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları, tüm tarafların çocukların korunması konusunda somut adımlar atmasını içermelidir. Aksi takdirde, bölgedeki gerilim Türkiye'nin güvenliğini de dolaylı olarak etkileyebilir.