Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinin "önümüzdeki 24 saat içinde" sonuçlanabileceğini duyurdu. Pakistan'ın arabuluculuk rolü üstlendiği müzakerelerde tarafların anlaşmaya her zamankinden daha yakın olduğunu belirten Şerif, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "İki ülke barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın. Önümüzdeki 24 saat kritik eşik olabilir" ifadelerine yer verdi. Görüşmelerin detaylarına ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken, diplomatik kaynaklar sürecin olumlu ilerlediğini teyit ediyor.
Gelişmenin arka planı: Yıllardır süren gerginlik ve diplomatik çabalar
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 1979 İran İslam Devrimi'nden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Özellikle 2018 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla tansiyon zirve yapmıştı. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD hedeflerine yönelik saldırıları, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Joe Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte diplomasi kanalları yeniden açılmış, Viyana'da yürütülen nükleer müzakereler belirli bir aşama kaydetmiş ancak nihai anlaşmaya varılamamıştı. Bu süreçte Pakistan'ın arabuluculuk rolü üstlenmesi, bölgesel dinamikler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, taraflar arasında güven artırıcı adımlar atıldığını ve anlaşmanın temel hatları üzerinde mutabakat sağlandığını ancak bazı teknik detayların henüz netleşmediğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da dengeler değişiyor mu?
ABD-İran barış anlaşmasının Ortadoğu'da geniş yankı uyandırması bekleniyor. Anlaşmanın sağlanması halinde, bölgedeki kriz bölgeleri olan Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'da da dolaylı etkiler görülebilir. İran'ın ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği azaltması gündemde. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'la rekabet halindeki ülkelerin anlaşmaya temkinli yaklaştığı, İsrail'in ise süreci yakından takip ettiği biliniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan gayriresmi açıklamalarda, anlaşmanın İran'ın nükleer programının tamamen durdurulmasını içermediği, ancak uluslararası denetimlere izin verilmesi ve uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi gibi maddeleri kapsadığı ifade ediliyor. Küresel enerji piyasaları, anlaşma haberine olumlu tepki verirken, İran'ın ham petrol ihracatının yeniden artması halinde petrol fiyatlarında düşüş yaşanabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır komşusu İran'la hem ticari hem de siyasi ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. ABD-İran arasında varılacak olası bir barış anlaşması, Türkiye'nin enerji tedarikinde İran'a bağımlılığını azaltacak alternatif yollar yaratabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türk şirketlerinin İran pazarına erişimini kolaylaştırabilir. Öte yandan, anlaşma sonrası İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Ankara'nın bu süreci yakından izleyerek, Rusya ve Suudi Arabistan gibi diğer bölgesel aktörlerle koordinasyon halinde hareket etmesi bekleniyor.