Birleşmiş Milletler (BM), İran'ın 2026 yılı içerisinde "ulusal güvenlik gerekçeleriyle" en az 18 protestocuyu idam ettiğini duyurdu. BM insan hakları ofisi tarafından yayımlanan raporda, idam edilenlerin çoğunun 2022-2023 yıllarındaki kitlesel protestolara katıldıkları veya bu protestolarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle yargılandığı belirtildi. İdam cezalarının, hızlandırılmış yargılama süreçleri ve uluslararası hukuka aykırı şekilde, yeterli hukuki savunma imkânı tanınmadan verildiği vurgulandı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Tahran yönetimine idamları durdurma ve yargı süreçlerinde şeffaflığı sağlama çağrısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
İran, 2022 yılının Eylül ayında Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan kitlesel protesto dalgasıyla sarsılmıştı. "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganı etrafında şekillenen eylemler, rejime karşı en büyük meydan okumalardan biri olmuştu. Tahran yönetimi, protestoları bastırmak için güvenlik güçlerini yoğun şekilde kullanmış ve binlerce kişi gözaltına alınmıştı. Uluslararası af örgütleri ve BM, o dönemde yüzlerce kişinin idamla yargılandığını ve en az 500 protestocunun öldürüldüğünü rapor etmişti. 2026 yılına gelindiğinde, bu davaların bir kısmının sonuçlandığı ve idam cezalarının infaz edildiği görülüyor.
Rapora göre, idam edilen 18 kişi arasında, protestolar sırasında güvenlik güçlerine saldırdıkları veya devlet malına zarar verdikleri iddia edilenlerin yanı sıra, sosyal medya paylaşımlarıyla "propaganda" yaptıkları gerekçesiyle mahkûm edilenler de yer alıyor. BM, yargılamaların kapalı kapılar ardında yapıldığını, sanıkların avukatlarına erişiminin kısıtlandığını ve işkence altında alınan ifadelerin delil olarak kullanıldığını belirtti. Uluslararası toplum, İran'ı uluslararası insan hakları sözleşmelerini ihlal etmekle suçluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki idam dalgası, bölgesel ve küresel düzeyde yeni yaptırım tartışmalarını da beraberinde getirdi. Avrupa Birliği ve ABD, İran'a yönelik insan hakları ihlalleri nedeniyle uyguladıkları yaptırımları sıkılaştırma sinyali verdi. Ancak Tahran yönetimi, idamların iç işlerine müdahale olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor. İran'ın insan hakları karnesi, özellikle 2022 protestolarından bu yana uluslararası kurumların sürekli gündeminde. BM İnsan Hakları Konseyi, İran'a yönelik bir özel raportör atamış durumda, ancak Tahran yönetimi bu raportörle işbirliği yapmayı reddediyor. Bu durum, İran'ın diplomatik yalnızlığını derinleştiriyor.
Öte yandan, İran'daki protestoların bastırılması ve muhaliflerin idam edilmesi, ülke içindeki siyasi atmosferi daha da gerdi. Rejim karşıtı gruplar, idamları bir terör eylemi olarak nitelendirirken, hükümet ise ulusal güvenliği koruduğunu iddia ediyor. Bölgesel olarak, İran'ın bu politikaları, komşu ülkelerdeki insan hakları söylemlerini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki insan hakları ihlalleri ve idamlar, Türkiye için öncelikle insani ve diplomatik bir boyut taşıyor. Türkiye, komşusu İran ile tarihsel olarak karmaşık ilişkilere sahip. Bu haber, Türkiye'nin İran ile ticari ve ekonomik bağlarını sürdürürken insan hakları konusundaki hassasiyetini de koruma gerekliliğini ortaya koyuyor. Ayrıca, bölgede artan mezhepsel ve siyasi gerilimler göz önüne alındığında, Türkiye'nin BM nezdinde insan hakları ihlallerine karşı tutarlı bir duruş sergilemesi beklenir. Ancak doğrudan bir etki yok; Türkiye, bu tür gelişmeleri daha çok istikrar ve güvenlik penceresinden değerlendirmektedir.