Londra'da bir mahkeme, geçen yıl İngiltere Başbakanı Keir Starmer'a ait olduğu belirtilen üç ayrı mülkü kundaklamaya teşebbüs etmekle suçlanan iki kişiyi 8 Nisan 2025'te oybirliğiyle suçlu buldu. Mayıs 2025'te düzenlenen saldırılarda Starmer'ın başbakan olmadan önce yaşadığı ev, eskiden hissesine sahip olduğu bir apartman dairesi ve daha önce kullandığı bir araç büyük hasar gördü. Olaylar sırasında ölen ya da yaralanan olmazken, mahkeme sanıkların eylemlerini 'ideolojik saiklere dayalı bir terör saldırısı' olarak nitelendirdi.
Gelişmenin arka planı
Mahkeme kararına göre, 32 yaşındaki Jack Smith ve 29 yaşındaki Liam Brown, 15 Mayıs 2025 gecesi Londra'nın kuzeyindeki bir semtte Starmer'ın başbakan olmadan önce ailesiyle birlikte yaşadığı evin önüne benzin dökerek ateşe verdi. Yangın, evin cephesini ve iç kısmını kullanılamaz hale getirdi. Aynı gece, Starmer'ın gençlik yıllarında hisse sahibi olduğu bir apartmanın giriş katındaki daire de kundaklandı; yangın diğer dairelere sıçramadan söndürüldü. Üçüncü saldırıda ise Starmer'ın eski bir aracına benzer bir model hedef alındı; araç tamamen yandı. Polis, her üç olay yerinde de benzer bir kundaklama yöntemi ve aynı tür yakıcı madde kullanıldığını tespit etti. Soruşturma kapsamında iki hafta içinde yakalanan Smith ve Brown, 'terör amaçlı yangın çıkarma' ve 'kamu malına zarar verme' suçlamalarıyla yargılandı. Mahkeme, sanıkların 'siyasi bir mesaj vermek' için bu eylemleri planladıklarına hükmetti.
Yargıç Sarah Collins, kararını açıklarken, 'Bu saldırılar, demokratik süreci hedef alan, toplumda korku yaratmayı amaçlayan organize bir terör eylemidir. Sanıkların başbakanın özel hayatına ve mal varlığına yönelik bu eylemleri, İngiltere'de siyasetin giderek daha fazla nefret söylemlerine maruz kaldığını göstermektedir' dedi. Duruşma boyunca herhangi bir pişmanlık belirtisi göstermeyen sanıkların, duruşma sırasında 'sistem karşıtı' sloganlar attığı bildirildi. Ceza duruşması önümüzdeki haftaya ertelendi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, Avrupa genelinde siyasetçilere yönelik şiddet ve tehditlerin arttığı bir dönemde yaşandı. Almanya, Fransa ve İtalya'da son yıllarda milletvekillerinin evlerine saldırılar düzenlenmişti. İngiltere'de ise 2021'de bir milletvekilinin öldürülmesinin ardından güvenlik önlemleri artırılmıştı. Starmer'a yönelik bu kundaklama saldırısı, ülkede siyasi nefret suçlarına karşı daha sert yasaların çıkmasına yol açtı. Başbakanlık ofisi, olayın ardından tüm bakanların ikametgâhlarının güvenlik taramasından geçirildiğini ve bazı noktalarda ek tedbirler alındığını duyurdu. Uzmanlar, bu tür saldırıların demokratik sürece duyulan güveni zedeleyebileceği ve toplumda kutuplaşmayı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, İngiltere'de aşırı sağcı grupların ve yalnız kurt teröristlerin sosyal medya üzerinden radikalleştiği biliniyor. Mahkeme, sanıkların bu tür çevrimiçi ağlarla bağlantılı olduğunu ancak doğrudan bir örgüte üye olmadıklarını tespit etti. Bu durum, dijital platformların terörist propagandayla mücadeledeki rolünü yeniden gündeme getirdi. Starmer, olayın ardından yaptığı açıklamada, 'Bu saldırılar beni yıldıramaz. Demokrasi, şiddet karşısında eğilmez' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, siyasi şiddetin demokratik ülkelerde dahi ciddi bir tehdit olduğunu göstermesi açısından Türkiye için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, geçmişte siyasetçilere ve kamu görevlilerine yönelik benzer saldırılarla karşı karşıya kalmış bir ülke olarak, bu tür eylemlerin önlenmesi için güvenlik birimleri arasında uluslararası bilgi paylaşımının artırılması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca, Avrupa ülkelerindeki yargı süreçlerinin şeffaflığı ve terörle mücadelede aldığı önlemler, Türkiye'nin kendi hukuki düzenlemelerine referans olabilir. Küresel düzeyde ise, bu olay dijital radikalleşmeyle mücadelede yeni stratejilerin geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.