ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak üzere geçici bir anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Bu mutabakat, Tahran'ın nükleer programının geleceğine ilişkin 60 günlük müzakerelere zemin hazırlıyor. İki ülke yetkilileri, 19 Haziran'da İsviçre'nin Cenevre kentinde bir araya gelerek anlaşmayı resmî olarak imzalayacak. Bloomberg muhabiri Tyler Kendall'ın bildirdiğine göre, anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'ndan geçiş garantisi sağlanırken, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi bekleniyor. Görüşmelerin başarısız olması hâlinde tarafların yeniden askerî seçeneklere yönelebileceği belirtiliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Müzakere Süreci
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran'ın son haftalarda boğazı mayınlayarak ve gemilere el koyarak ticareti engellemesi, uluslararası toplumda ciddi endişe yaratmıştı. ABD'nin bölgeye uçak gemisi göndermesiyle tansiyon yükselmiş, iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. Taraflar, son 72 saatte gerçekleşen gizli görüşmeler sonucunda beş maddelik bir mutabakata vardı. Anlaşmaya göre ABD, İran'a karşı bazı ekonomik yaptırımları geçici olarak hafifletecek; karşılığında İran, boğazdaki askerî varlığını azaltacak ve IAEA denetimlerine yeniden izin verecek.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Anlaşma, petrol fiyatlarında %5'lik bir düşüşe neden olurken, küresel piyasalarda rahatlama yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatla karşıladı. İsrail ise İran'ın nükleer kapasitesini korumasına izin verdiği için mutabakatı eleştirdi. Uzmanlar, 60 günlük sürede kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının zor olduğunu, ancak geçici ateşkesin bölgesel gerilimi düşürebileceğini belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın “ilk adım” olduğunu vurgularken, İran Dışişleri Bakanı Zarif, “müzakere masasında kalıcı çözüm için kararlıyız” ifadesini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılamaktadır. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, enerji maliyetlerinin düşmesine ve arz güvenliğinin artmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, ABD-İran geriliminin azalması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki politikalarını rahatlatabilir. Ancak anlaşmanın kalıcı olmaması veya İran'a yeni yaptırımlar gelmesi hâlinde Türkiye, enerji tedarikinde alternatif yollar aramak zorunda kalabilir. Bu süreçte Ankara'nın hem Tahran hem de Washington ile dengeli bir diplomasi yürütmesi stratejik önem taşımaktadır.