İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Salı günü parlamento kürsüsünden İsrail hükümetini işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimcilerin uyguladığı ve "etnik temizlik" olarak nitelendirdiği eylemlere "göz yummakla" suçladı. Miliband, Birleşik Krallık'ın yasa dışı yerleşimlerden gelen mallara ithalat yasağı getireceğini açıkladı. Bu karar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin politikasının uluslararası alanda giderek daha fazla izole edildiğinin somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor. İngiltere'nin hamlesi, Avrupa Birliği'nin benzer adımlarını hatırlatırken, Londra'nın Orta Doğu'daki geleneksel denge politikasından sapma sinyali veriyor.
İngiltere'nin Kararının Arka Planı ve Yasal Dayanaklar
Ed Miliband'ın açıklaması, İngiltere'nin İsrail ile olan ticari ilişkilerinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. İşgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da bu yerleşimlerin hukuki geçersizliğini teyit ediyor. İngiltere, şimdiye kadar bu yerleşimlerden gelen ürünleri etiketleme konusunda AB'nin 2015'teki düzenlemesini takip etmiş ancak doğrudan bir ithalat yasağı uygulamamıştı. Miliband'ın duyurusu, ülke içindeki artan kamu baskısı ve İşçi Partisi'nin Filistin yanlısı kanadının talepleri sonucu geldi. İngiliz hükümeti, yasağın kapsamını ve uygulama takvimini henüz netleştirmedi ancak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "yasa dışı yerleşimlerden gelen tüm malların" hedef alınacağı belirtildi. Karar, İngiltere'nin İsrail ile olan serbest ticaret anlaşmasını askıya almasa da, ticari ilişkilerde soğumaya yol açabilir. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir yanıt gelmedi; ancak İsrail basınında, kararın "aşırı" olduğu ve iki ülke arasındaki bağları zedeleyeceği yönünde yorumlar yer aldı.
Yerleşimci Şiddeti ve Etnik Temizlik İddiaları
Miliband'ın "etnik temizlik" ifadesi, özellikle Batı Şeria'nın kuzeyindeki Filistin köylerinde artan yerleşimci saldırılarına atıfta bulunuyor. Son aylarda, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altındaki yerleşimciler, Filistinlilere ait zeytinlikleri yakıp, evlere ve araçlara zarar verdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, bu saldırıların sistematik hale geldiğini ve Filistinlileri bölgeden çıkarmayı amaçladığını raporladı. Miliband, parlamentoda yaptığı konuşmada, "İsrail hükümeti, kendi vatandaşlarının işlediği bu suçlara göz yummakla kalmıyor, aynı zamanda yerleşim inşaatlarını teşvik ederek bu süreci derinleştiriyor" dedi. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladı ve diğer ülkelere de benzer adımlar atma çağrısı yaptı. İsrail yönetimi ise yerleşimci şiddetini "aşırılık yanlısı unsurların bireysel eylemleri" olarak tanımlıyor ve Filistinlilere yönelik sistematik bir politika olduğu iddialarını reddediyor. Ancak İsrail ordusunun bazı yerleşimcilere silah dağıttığı ve saldırılara seyirci kaldığı yönünde görgü tanıklarının ifadeleri bulunuyor.
Uluslararası Yansımalar ve Avrupa'nın Tutumu
İngiltere'nin ithalat yasağı, Avrupa Birliği'nin 2023'te aldığı ve yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin etiketlenmesini zorunlu kılan kararının ötesine geçiyor. AB, henüz topyekûn bir ithalat yasağı uygulamadı; ancak İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler daha sert önlemler için baskı yapıyor. Fransa ve Almanya ise İsrail ile ticari ilişkileri tamamen kesmekten kaçınıyor. İngiltere'nin Brexit sonrası bağımsız ticaret politikası, bu kararı almasını kolaylaştırdı; zira Londra artık AB'nin ortak ticaret rejimine bağlı değil. Öte yandan, ABD yönetimi henüz İngiltere'nin adımına ilişkin bir açıklama yapmadı. Washington, yerleşim mallarına yönelik federal düzeyde bir yasak uygulamıyor ancak bazı eyaletler ve şirketler bu ürünleri boykot ediyor. İsrail, İngiltere'nin kararını "ayrımcı" ve "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendirirse de, uluslararası hukuk uzmanları yerleşimlerin zaten yasa dışı olduğunu ve bu tür yasakların meşru olduğunu savunuyor. Karar, İsrail'in en büyük ticari ortaklarından biri olan İngiltere ile ilişkilerinde ilk kez bu düzeyde bir yaptırım anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen mallara ithalat yasağı getirmesi, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına dolaylı bir destek niteliğinde. Ankara, İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve ticari yaptırımlar çağrısı yapıyor. İngiltere gibi önemli bir Batılı ülkenin bu adımı, Türkiye'nin diplomatik pozisyonunu güçlendirebilir ve diğer Avrupa ülkeleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye ile İngiltere arasındaki ticari ilişkiler olumsuz etkilenmez; aksine, yasa dışı yerleşim mallarının alternatif pazarlara yönelmesi Türk ihracatçıları için fırsat yaratabilir. Bölgesel istikrar açısından ise karar, İsrail'i daha da izole ederek Filistin meselesinde iki devletli çözüm umutlarını canlandırabilir.