Londra — İngiltere'de yardımlı ölüm (assisted dying) yasallaştırma çabaları, geçtiğimiz hafta parlamento tarafından reddedilen yasa tasarısının ardından sekteye uğradı. Tasarı, ölümcül hastalığı olan ve yaşam beklentisi altı ayın altında olan yetişkinlere, iki doktor onayı ve Yüksek Mahkeme yargıcı izniyle tıbbi yardımlı ölüm hakkı tanımayı amaçlıyordu. Ancak eleştirmenler, metnin o kadar dar tanımlandığını ve pratikte uygulanamaz olduğunu savundu. Tasarının reddi, yıllardır süren tartışmanın samimi bir diyalogdan yoksun olduğunu gözler önüne serdi.
Yasanın Dar Kapsamı ve Uygulanamazlığı
Parlamentoya sunulan tasarı, yalnızca belirli koşulları taşıyan hastalara yardımlı ölüm hakkı tanıyordu. Hasta, İngiltere veya Galler'de yerleşik olmalı, zihinsel ehliyete sahip olmalı ve iki bağımsız doktordan onay almalıydı. Ayrıca her başvuru Yüksek Mahkeme yargıcı tarafından incelenecekti. Bu şartlar, yasayı fiilen işlemez hale getiriyordu; çünkü yargı sistemi bu tür başvuruları karşılayacak kapasiteye sahip değildi. Muhalif milletvekilleri, tasarının savunmasız kişiler üzerinde baskı oluşturabileceğini ve kötüye kullanıma açık olduğunu belirtti. Öte yandan destekçiler, yasanın özerklik ve merhamet ilkelerine dayandığını savundu. Ancak her iki taraf da tartışmayı yeterince şeffaf yürütmedi; kamuoyuyla paylaşılmayan veriler ve kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar süreci gölgeledi.
Tasarının reddi, İngiltere'de yardımlı ölüm konusundaki yasal boşluğun sürmesine yol açtı. Şu anda ülkede yardımlı ölüm yasadışı; ancak 1961 tarihli İntihar Yasası, intihara teşvik etmeyi suç sayarken, bu suçun kovuşturulması savcılığın takdirine bırakılmış durumda. Bu belirsizlik, hastalar ve aileleri için ciddi mağduriyetler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl Yüksek Mahkeme, benzer bir davada, mevcut yasaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesini (özel hayata saygı) ihlal etmediğine hükmetti. Karar, yasama organının harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor.
Küresel Boyut ve Diğer Ülke Uygulamaları
İngiltere'deki tartışma, küresel bir eğilimin parçası. Kanada, Hollanda, Belçika, İsviçre ve bazı Avustralya eyaletleri ile ABD'nin bazı eyaletlerinde (Oregon, Washington, California gibi) yardımlı ölüm yasal. Ancak modeller arasında büyük farklılıklar var. Hollanda ve Belçika'da yalnızca ölümcül hastalık değil, dayanılmaz acı da kriter; Kanada'da ise 2021'de yasa genişletilerek zihinsel hastalıklar için de yol açıldı (2023'te ertelendi). İngiltere'deki tasarı ise çok daha muhafazakâr bir çerçeve çiziyordu. Uluslararası alanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2015'te verdiği bir kararda, taraf devletlere yardımlı ölüm konusunda geniş takdir yetkisi tanıdı. Bu karar, İngiltere'nin yasama sürecini etkilemedi; zira iç hukukta değişiklik gerekiyor. Dünya Tabipler Birliği gibi kuruluşlar, hekim destekli intiharın etik sınırlarını tartışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki yardımlı ölüm tartışması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel bir etik ve yasal tartışmanın yansımasıdır. Türkiye'de yardımlı ölüm yasadışı olup, Türk Ceza Kanunu'nun 84. maddesi intihara yönlendirmeyi suç sayar. Ancak Avrupa'daki gelişmeler, Türkiye'nin sağlık ve hukuk politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle yaşlanan nüfus ve sağlık turizmi bağlamında, Türkiye'nin yasal çerçevesini gözden geçirmesi gerekebilir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler açısından bağlayıcı olabilir; bu da gelecekte benzer davaların Türkiye'de de gündeme gelmesine yol açabilir. Türkiye, bu tartışmayı yakından izlemeli ve etik ikilemleri ulusal bağlamda ele almalıdır.