İngiltere'de Gazze savaşının seçmen tercihlerine etkisi, son anketlerde azalma eğilimi gösteriyor. Savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana özellikle genç ve Müslüman seçmenler arasında Filistin yanlısı duygular yükselmiş, İşçi Partisi'ne yönelik tepki ve Liberal Demokratlar ile Yeşiller gibi sol partilere kayış yaşanmıştı. Ancak son veriler, bu etkinin "peak" noktasına ulaştığını ve gerilemeye başladığını gösteriyor. The Economist'in yayımladığı analize göre, savaşın ilk aylarında İşçi Partisi'nin oy oranı yaklaşık 5 puan düşerken, Liberal Demokratlar ve Yeşiller toplamda 4 puan kazanmıştı. Ancak son dönemde İşçi Partisi toparlanma sinyali veriyor.
Seçmen davranışında Filistin faktörü
Gazze savaşı, İngiliz siyasetinde kısa süreli ama derin bir etki yarattı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer'in savaşın başında İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemesi, parti tabanında ve özellikle Müslüman seçmenler arasında büyük tepki çekmişti. Bu tepki, 2024 yerel seçimlerinde İşçi Partisi'nin bazı kazanımlarına rağmen, Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde oy kaybına yol açtı. Ancak anket şirketi Focaldata'nın verilerine göre, seçmenlerin savaşa olan ilgisi azaldıkça, Filistin meselesinin oy verme davranışındaki ağırlığı da düşüyor. Örneğin, Ekim 2023'te seçmenlerin yüzde 42'si savaşın oylarını etkileyeceğini söylerken, bu oran Mart 2024'te yüzde 28'e geriledi. Bu düşüş, İşçi Partisi'nin ana muhalefet partisi olarak avantajlı konumuna dönmesine yardımcı oluyor.
Öte yandan, Muhafazakar Parti de savaştan olumsuz etkilendi. Başbakan Rishi Sunak'ın İsrail yanlısı tutumu, partinin geleneksel olarak İsrail'e yakın duruşuyla uyumlu olsa da, kamuoyunda savaşın sona ermesi yönündeki baskı arttıkça partiye yönelik eleştiriler yükseldi. Yine de, Muhafazakarlar'ın oy kaybı İşçi Partisi kadar büyük olmadı çünkü muhafazakar seçmenlerin büyük kısmı İsrail'i desteklemeye devam ediyor. Ancak savaşın uzaması, Sunak hükümetinin dış politika alanındaki kredibilitesini zedeliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'deki bu eğilim, Avrupa genelinde de benzer bir model izliyor. Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Filistin yanlısı protestolar ve seçmen tepkisi azalmaya başladı. Bunun başlıca nedeni, savaşın ilk şokunun atlatılması ve uluslararası toplumun dikkatinin Ukrayna, Tayvan ve ekonomik kriz gibi diğer konulara kayması. Ancak Filistin meselesi, özellikle genç ve sol eğilimli seçmenler için sembolik önemini koruyor. ABD'de de benzer bir durum söz konusu: Başkan Joe Biden'ın İsrail politikasına yönelik eleştiriler devam etse de, Kasım seçimlerinde belirleyici faktörün ekonomi olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere siyasetindeki Filistin rüzgarının dinmesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası alanda yalnızlaşması riskini doğurmuyor; aksine, Batı kamuoyunda Filistin'e duyarlılığın kalıcı bir alt akıntı haline geldiğini gösteriyor. Türkiye, İngiltere ile ticaret ve savunma ilişkilerinde Filistin meselesini bir pazarlık konusu yapabilir. Ancak daha önemlisi, Türk dış politikasının İsrail-Filistin çatışmasında aktif arabuluculuk rolünü sürdürmesi için İngiltere'deki bu siyasi iklim değişimini fırsata çevirmesi gerekiyor. Zira İngiltere'de Filistin yanlısı hareketin zayıflaması, Ankara'nın Londra nezdinde daha dengeli bir pozisyon almasına imkan tanıyabilir.