İngiltere, son yıllarda rekor düzeyde göç alırken, bu verilerin kapsamı ve doğruluğu tartışma konusu oldu. Ülkenin sosyal işler editörü Joel Budd’a göre, mevcut veriler ‘olağanüstü’ olsa da, daha iyi olma potansiyeli taşıyor. Özellikle Brexit sonrası uygulamaya konulan puan tabanlı göç sistemi, veri akışını hızlandırmış olsa da, gelen göçmenlerin niteliği ve iş gücü piyasasına etkisi hâlâ tam olarak anlaşılabilmiş değil.
Göç Verilerinin Mevcut Durumu
Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yayımlanan son rakamlar, 2023 yılında net göçün 745 bin kişiye ulaştığını gösteriyor. Bu, ülke tarihindeki en yüksek seviye. Ancak Budd, bu sayının büyük kısmını Ukraynalı mülteciler, Hong Kong’dan gelenler ve öğrencilerin oluşturduğuna dikkat çekiyor. Veriler düzenli olarak güncellense de, göçmenlerin hangi sektörlerde çalıştığı, ne kadar süre kaldığı gibi ayrıntılı bilgilerin eksik olduğunu belirtiyor.
Özellikle iş gücü piyasasında göçmenlerin etkisi büyük. Sağlık hizmetleri ve inşaat gibi kritik sektörlerde yabancı işçilere olan talep artarken, düşük vasıflı işlerde yerli işsizlik oranları da göz ardı edilmemeli. Örneğin, Londra’da inşaat işçilerinin %40’ı yabancı uyruklu. Bu durum, bazı bölgelerde ücret baskısına yol açarken, diğer bölgelerde ekonomik canlanmayı tetikliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere’nin göç politikası, yalnızca ulusal değil, aynı zamanda küresel bir tartışma konusu. Brexit sonrası AB vatandaşlarının serbest dolaşımı sona ererken, İngiltere dünyanın dört bir yanından vasıflı iş gücü çekmeye çalışıyor. Hindistan, Nijerya ve Pakistan gibi ülkelerden gelen göçmen sayısı hızla artıyor. Özellikle teknoloji ve finans sektörlerinde Hintli profesyoneller öne çıkıyor.
Ancak bu durum, aşırı sağ partilerin yükselmesine neden olan toplumsal gerilimleri de beraberinde getiriyor. Göçmen karşıtı gösteriler ve sosyal medyada yükselen nefret söylemi, hükümeti daha sıkı sınır kontrollerine zorluyor. Öte yandan, işveren örgütleri, iş gücü açığını kapatmak için daha fazla göçmene ihtiyaç olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin göç verileri, Türkiye’nin benzer bir süreçten geçebileceğine işaret ediyor. Suriyeli mülteciler başta olmak üzere, Türkiye de büyük göç dalgalarına maruz kalıyor. İngiltere’deki gibi ayrıntılı veri eksikliği, Türkiye’de de göçmenlerin iş gücü piyasasına entegrasyonunu zorlaştırıyor. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ticaret anlaşmaları, Türkiye’nin AB ile gümrük birliği ilişkilerine örnek olabilir. Göç verilerinin daha şeffaf ve kapsamlı toplanması, her iki ülke için de etkili politikalar geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.