İngiltere'nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi, Ratko Mladic'in cenazesine Sırbistan'ın katılımını kınamak üzere üst düzey bir Sırp diplomatı Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı. Başkent Londra'da gerçekleşen bu adım, uluslararası alanda Sırbistan'a yönelik artan tepkinin son halkası oldu. Söz konusu cenaze töreni, 1995 Srebrenitsa soykırımından sorumlu tutulan ve "Bosna Kasabı" olarak anılan Mladic için düzenlenmişti.
Gelişmenin Arka Planı
Ratko Mladic, eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkum edilmişti. 2017'de müebbet hapis cezasına çarptırılan Mladic, 2021'de cezası kesinleştikten sonra Lahey'deki cezaevinde tutuluyordu. 2022 yılında sağlık sorunları nedeniyle Sırbistan'a nakledilen Mladic, burada hayatını kaybetti. Cenaze töreni, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da düzenlendi ve üst düzey Sırp yetkililerin yanı sıra aşırı milliyetçi grupların da katılımıyla gerçekleşti.
İngiltere'nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi, cenazeye Sırbistan'ın gösterdiği ilgiyi "soykırımı inkâr ve suçluları yüceltme" olarak nitelendirdi. Diplomatik kaynaklara göre, Sırp diplomat Londra'daki görüşmede, cenazenin bir "özel aile töreni" olduğu ve hükümetin organize etmediği savunmasını yaptı. Ancak İngiliz tarafı, Sırp devlet yetkililerinin cenazede yer almasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. İngiltere, Sırbistan'ın AB üyelik sürecinde ilerleme kaydedebilmesi için savaş suçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini yineledi.
Sırbistan hükümeti ise cenazeye katılımın "dini ve ailevi bir mesele" olduğunu savunarak, uluslararası eleştirileri reddetti. Sırp yetkililer, İngiltere'nin tutumunu "çifte standart" olarak değerlendirerek, diğer ülkelerin de benzer durumlarda benzer tepkiler vermediğini öne sürdü. Ancak insan hakları örgütleri, Sırbistan'ın Mladic'i milli bir kahraman gibi sunmasının, bölgede uzlaşma çabalarını baltaladığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Batı Balkanlar'da son dönemde artan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bosna-Hersek'te Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik'in ayrılıkçı söylemleri ve Kosova ile Sırbistan arasındaki normalleşme görüşmelerindeki tıkanıklık, bölgede istikrarsızlık endişelerini artırmış durumda. İngiltere'nin diplomatik hamlesi, Avrupa Birliği ve ABD'nin Sırbistan'a yönelik baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Uluslararası kamuoyu, Srebrenitsa soykırımını Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra işlenen en büyük insanlık suçu olarak kabul ediyor. 1995 yılında 8 binden fazla Boşnak erkeğin öldürüldüğü bu olay, hâlâ bölgede derin yaralar açmış durumda. Sırbistan'ın Mladic'e gösterdiği saygı, soykırım kurbanlarının aileleri ve Bosna-Hersek hükümeti tarafından da tepkiyle karşılandı. Bosna-Hersek Dışişleri Bakanlığı, cenaze törenini "provokasyon" olarak nitelendirdi.
İngiltere'nin bu adımı, Brexit sonrası dönemde Londra'nın Batı Balkanlar'da etkinliğini artırma çabası olarak da okunabilir. İngiltere, son yıllarda bölgede daha aktif bir diplomasi yürütüyor ve Sırbistan'ın yanı sıra Kosova ve Bosna-Hersek ile ilişkilerini güçlendiriyor. Bu hamle, aynı zamanda Rusya'nın bölgedeki nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Balkanlar'da istikrarın korunmasına önem veren bir ülke olarak, Sırbistan ile Bosna-Hersek arasındaki dengeyi gözetiyor. Mladic'in cenazesi ve ardından yaşanan diplomatik gerilim, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türkiye, hem Sırbistan hem de Bosna-Hersek ile iyi ilişkilere sahip; ancak soykırımın inkârı veya suçluların yüceltilmesi, Ankara'nın hassasiyet gösterdiği bir konu. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ve Batı ile birlikte hareket etme konusunda ikilem yaşamasına neden olabilir. Ayrıca, bölgede artan gerilim, Türk yatırımlarını ve ekonomik işbirliğini de olumsuz etkileyebilir.