İngiltere'de 100'den fazla bilim insanı, çevre hukuku uzmanı ve akademisyen, hükümetin biyoçeşitlilik koruma yasalarını aşmak isteyen gayrimenkul geliştiricilerine 1 sterlin (yaklaşık 40 TL) karşılığında izin verecek "kusurlu" planlarından vazgeçmesi çağrısında bulundu. The Guardian gazetesinin ulaştığı mektupta uzmanlar, söz konusu düzenlemenin doğaya ve ekonomiye ciddi zarar vereceğini belirtti. Çevre Bakanı Steve Reed'e hitaben yazılan mektupta, planın "doğayı yok etme izni" olarak nitelendirildiği öğrenildi.
Gelişmenin arka planı
İngiltere hükümeti, 2021'de yürürlüğe giren Biyoçeşitlilik Net Kazanımı yasasını revize etmeyi planlıyor. Mevcut yasa, yeni konut veya altyapı projelerinin doğal yaşam alanlarına verdiği zararı en az yüzde 10 oranında telafi etmesini zorunlu kılıyor. Ancak hükümetin hazırladığı yeni düzenleme, geliştiricilerin bu yükümlülükten kurtulmak için "doğa kredisi" adı verilen bir fona 1 sterlin ödeyerek muafiyet almasına olanak tanıyor.
Uzmanlar, bu fonun mevcut projelerin zararlarını karşılamakta yetersiz kalacağını ve doğal alanların hızla kaybolmasına neden olacağını vurguluyor. Mektupta, "Bu düzenleme, biyoçeşitlilik kaybını durdurma ve tersine çevirme hedefiyle taban tabana zıt. Geliştiricilere doğayı yok etme lisansı veriyor" ifadeleri yer aldı.
Çevre Bakanlığı ise planın "yeşil bürokrasiyi azaltmak" ve konut inşaatını hızlandırmak amacıyla hazırlandığını savunurken, eleştirileri "abartılı" olarak nitelendirdi. Ancak 100 imzacı arasında Oxford, Cambridge ve Imperial College London gibi önde gelen üniversitelerden profesörlerin bulunması, hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'nin bu adımı, dünya genelinde doğa koruma politikalarında bir geri adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle AB'nin 2030 Biyoçeşitlilik Stratejisi kapsamında doğal alanların yüzde 30'unu koruma altına alma hedefiyle çelişiyor. Uzmanlar, İngiltere'nin bu hamlesinin diğer ülkelere de kötü örnek olabileceği uyarısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'nin küresel hedefleri doğrultusunda, pek çok ülke doğa koruma yasalarını sıkılaştırırken, İngiltere'nin tam tersi bir yönde ilerlemesi dikkat çekiyor. Ekonomistler de sağlıklı ekosistemlerin tarım, turizm ve su kaynakları üzerindeki olumlu etkisini hatırlatarak, planın uzun vadede ekonomiye zarar vereceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından iki boyutlu bir anlam taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin de benzer biyoçeşitlilik kredisi veya karbon dengeleme mekanizmalarını tartıştığı bir dönemde, İngiltere örneği bu tür düzenlemelerin potansiyel tuzaklarına işaret ediyor. İkincisi, küresel çevre politikalarında yaşanacak bir gevşeme, Türkiye'nin AB ile uyum sürecinde benzer esneklik arayışlarını teşvik edebilir. Ancak Türkiye'nin doğal alanlarının korunması açısından, bu modelin doğaya zarar verme riski yüksek. Bölgesel olarak ise Doğu Akdeniz'de ekosistemlerin korunmasına yönelik ortak çabaları zayıflatabilir.