İran'da, İsrail ile savaşın altıncı ayına girilirken, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in neredeyse tamamen görünmez olması, halk arasında ciddi bir endişe ve şüpheye yol açıyor. Savaşın ilk haftasında yapılan atamanın ardından geçen altı ay boyunca Hamaney'in ne bir fotoğrafı ne de bir video ya da ses kaydı yayınlandı. Bu durum, İran halkının büyük bir bölümünün, liderin sağlığı ve hatta hayatta olup olmadığı konusunda soru işaretleriyle dolu olmasına neden oluyor. Hükümet yanlısı medya organları ve resmi kaynaklar, Hamaney'in sağlığının yerinde olduğunu ve ülkeyi yönetmeye devam ettiğini iddia etse de, bu açıklamalar kamuoyundaki belirsizliği gidermeye yetmiyor.
Sessizlik ve Şüphe: Hamaney'in Görünmezliği
İran'ın dini lideri, ülkenin en yüksek otoritesi olarak sadece siyasi kararların değil, aynı zamanda toplumsal ve askeri konuların da merkezinde yer alıyor. Ancak savaşın başlamasından bu yana Hamaney'in kamuoyu önüne çıkmaması, İran tarihinde benzeri görülmemiş bir durum. Daha önce 2020'de Koronavirüs salgını sırasında birkaç hafta görünmediğinde bile, halk sağlık sorunları konusunda bilgilendirilmişti. Şu anda ise hiçbir açıklama yapılmıyor; Hamaney'in sağlık durumu hakkında resmi bir bilgi akışı mevcut değil. Bu sessizlik, İran'ın iç siyasetinde de yankı buluyor. Muhafazakar kanattan bazı isimler, liderin yokluğunun ülkeyi yönetim boşluğuna sürükleyebileceğini ima eden mesajlar veriyor. Öte yandan reformistler ve hükümet karşıtları, bu durumu rejimin zayıflığının bir göstergesi olarak yorumluyorlar. Tahran'daki sokak röportajlarında vatandaşlar, endişelerini şu sözlerle dile getiriyor: "Liderden herhangi bir işaret görmek istiyoruz. Sağ mı, ölü mü, bilmiyoruz." Bu belirsizlik, toplumda derin bir güvensizlik yaratmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hamaney'in görünmezliği sadece İran iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri de ilgilendiriyor. İran, İsrail'e karşı yürüttüğü savaşta Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi müttefikleri üzerinden vekalet savaşı stratejisi izliyor. Bu stratejinin koordinasyonu ve sürdürülmesi, dini liderin onayına ve karizmatik liderliğine dayanıyor. Liderin ortada olmayışı, müttefik gruplar arasında koordinasyon eksikliği ve motivasyon kaybına yol açabilir. Ayrıca, uluslararası toplum, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda müzakereler yürütürken, Hamaney'in sessizliği, diplomasi açısından da bir belirsizlik unsuru oluşturuyor. Batılı diplomatlar, liderin yerine kimin karar vereceği sorusunun, uluslararası anlaşmaların geleceğini tehdit ettiğini düşünüyor. Uzmanlara göre, Hamaney'in yerine geçecek isim ve bu geçişin nasıl olacağı, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirebilir. İsrail, bu süreçte İran'ın zayıflığından yararlanmaya çalışabilirken, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri de temkinli bir bekleyiş içinde.
İran halkı ise, 1979 devriminden bu yana dini liderin halka seslenişlerine, cuma namazı hutbelerine ve ulusal bayram konuşmalarına alışkın. Bu geleneğin bozulması, rejimin meşruiyetini ve halkın sadakatini de sorgulatıyor. Sosyal medyada Hamaney'in sağlığına dair yayılan söylentiler, hükümet tarafından yalanlanıyor ancak yalanlamalar yeterince ikna edici bulunmuyor. İran'ın resmi haber ajansı İRNA, geçtiğimiz haftalarda Hamaney'in bir toplantıya katıldığını ve yeni atamaları onayladığını duyurdu, ancak bu haberlere ait herhangi bir görsel paylaşılmadı. Bu da şüpheleri daha da artırıyor.
Bu belirsizlik ortamında, İran'ın dini lideri konusundaki sessizlik, ülkenin istikrarı için ciddi bir risk oluşturuyor. Savaşın getirdiği ekonomik zorluklar ve toplumsal huzursuzluklar zaten devam ederken, liderin görünmezliği yangına körükle gidiyor. İran halkı, en azından liderin hayatta olduğuna dair somut bir kanıt istiyor; ancak bu talep şu ana kadar karşılık bulmuş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve iki ülke arasındaki ilişkiler, tarihsel rekabet ve işbirliği alanları üzerinde dengeleniyor. İran'da yaşanacak bir liderlik boşluğu veya iç karışıklık, doğrudan Türkiye'nin güvenliğini ve sınır istikrarını etkileyebilir. Özellikle Kuzey Irak'ta PKK varlığı ve bölgesel Kürt yönetimiyle ilişkiler, İran'ın tutumuna bağlı olarak şekilleniyor. Ayrıca İran, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir ortak; doğalgaz ve petrol tedariki açısından yaşanacak bir kriz, Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, şu ana kadar bu belirsizlik karşısında temkinli bir diplomasi yürütüyor ve İran'daki gelişmeleri yakından izliyor. İran'da istikrarın korunması, Türkiye için hayati önem taşıyor; bu nedenle Ankara, tüm taraflarla diyaloğunu sürdürüyor.