İngiltere, demiryolu taşımacılığında köklü bir dönüşüme hazırlanıyor. Ülkenin 1990'larda özelleştirilen demiryolu ağı, Büyük Britanya Demiryolları (GBR) adı altında yeniden kamulaştırılıyor. Ancak bu süreç, uzmanlara göre yanlış yola girme riski taşıyor. Hükümet, kamu yararını ön planda tutarken, verimsizlik ve maliyet artışı endişeleri de gündemde. Peki, bu hamle neden gündeme geldi ve olası sonuçları neler?
Gelişmenin arka planı
İngiltere'de demiryolu özelleştirmesi, 1994-1997 yılları arasında John Major hükümeti tarafından gerçekleştirildi. Özelleştirme sonrası hat altyapısı Network Rail'e, tren işletmeciliği ise özel şirketlere devredildi. Ancak sistem, yüksek bilet fiyatları, sık sık yaşanan gecikmeler ve bakım yetersizliği nedeniyle eleştiriliyordu. Özellikle 2018'deki yaz tarife değişikliği kaosu ve pandemi döneminde yolcu sayısındaki düşüş, hükümeti müdahaleye yöneltti. 2023'te yayımlanan bir rapor, mevcut sistemin yılda 1,8 milyar sterlin ek maliyet yarattığını ortaya koydu. Bunun üzerine hükümet, demiryolu sektörünü yeniden kamu kontrolüne almayı ve tek bir otorite altında birleştirmeyi hedefledi.
Yeni modelde, GBR adlı kamu kurumu, hem altyapıyı hem de yolcu taşımacılığını yönetecek. Özel sektör ise sadece vagon bakımı ve lojistik gibi yan hizmetlerde kalacak. Ancak detaylar netleşmiş değil: Bilet fiyatlarının nasıl belirleneceği, yatırım bütçesinin kaynağı ve özel şirketlerin tazmin edilmesi gibi konular tartışmalı. Özellikle şehirlerarası hatlarda hizmet kalitesinin düşmesinden endişe ediliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'nin bu hamlesi, dünyada demiryolu sektöründe artan kamulaştırma eğiliminin bir parçası. Fransa ve Almanya gibi ülkelerde halen kamu kontrollü demiryolu şirketleri bulunuyor. Ancak İngiltere, özelleştirmeden tamamen vazgeçen ilk büyük Batı ülkesi olacak. Bu durum, uluslararası yatırımcılar için de sinyal niteliği taşıyor: Özelleştirilmiş altyapılarda kamulaştırma riski artıyor. Örneğin, ABD'deki Amtrak benzeri bir yapıya geçiş, demiryolu hisselerinde dalgalanmaya yol açtı. Ekonomik açıdan ise, kısa vadede maliyetler artsa da uzun vadede daha verimli ve planlı bir ulaşım ağı hedefleniyor. Çevre politikaları bağlamında, demiryolunun kamulaştırılması, karbon emisyonlarını azaltma çabalarını da destekleyebilir. Ancak başarısızlık, diğer ülkelerde de benzer reformların sorgulanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, demiryolu taşımacılığında TCDD eliyle kamu ağırlıklı bir modele sahip. İngiltere'nin kamulaştırma süreci, Türkiye için önemli dersler barındırıyor. Özellikle özelleştirme sonrası yaşanan sorunlar, Türkiye'nin mevcut kamu modelini koruması yönünde bir argüman oluşturabilir. Ancak, verimlilik ve maliyet kontrolü konularında İngiltere'nin deneyimleri yakından izlenmeli. Ayrıca, Türkiye'nin yüksek hızlı tren projeleri ve demiryolu altyapı yatırımları, İngiltere'deki reformların sonuçlarından etkilenebilir. Küresel ölçekte, demiryolu sektöründeki kamu-özel tartışmaları, Türkiye'nin uluslararası yatırım ve iş birliği stratejilerini şekillendirebilir.