Dünya Bankası, ABD ile İran arasında olası bir askeri çatışmanın küresel ekonomiyi Kovid-19 salgını sonrası en düşük seviyesine çekebileceği uyarısında bulundu. Kurum, yayımladığı güncellenmiş Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda, 2025 yılı büyüme tahminini yüzde 2,9'dan yüzde 2,5'e indirdi. Revizyonun temel nedenleri olarak enerji fiyatlarındaki ani yükseliş, yüksek enflasyon ve artan borçlanma maliyetleri gösterildi. Rapor, özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirlerini ve emtia piyasalarını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya Bankası'nın raporu, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik azami baskı politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve ABD'ye bağlı güçlere yönelik artan tehditler, iki ülke arasında sıcak bir çatışma olasılığını gündeme taşıdı. Uzmanlar, böyle bir savaşın sadece bölgeyi değil, küresel enerji arzını ve finans piyasalarını da derinden sarsacağını belirtiyor. Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, açıklamasında “Jeopolitik belirsizlikler, daha önce tahmin ettiğimizden çok daha hızlı bir şekilde büyümeyi aşındırıyor. Enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonu yeniden körüklerken, merkez bankalarının faiz indirimlerini de geciktiriyor.” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz haftalarda İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tacizleri ve ABD'nin bölgeye ek askeri sevkiyatı, piyasalarda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Dünya Bankası, eğer İran ile ABD arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanırsa, petrol fiyatlarının 120 doların üzerine çıkabileceğini ve küresel büyümenin yüzde 1,5'e kadar gerileyebileceğini öngörüyor. Bu senaryo, gelişmekte olan ülkeler için özellikle yıkıcı olabilir; çünkü bu ülkeler enerji ithalatına daha bağımlı ve borç yükleri zaten yüksek.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-İran savaşı olasılığı, sadece Orta Doğu'yu değil, tüm dünya ekonomisini etkileyecek bir domino etkisi yaratma potansiyeline sahip. Avrupa, doğalgaz ve petrol arzının kesintiye uğraması nedeniyle yeniden enerji kriziyle karşı karşıya kalabilir. Asya'da Çin ve Hindistan gibi büyük enerji tüketicileri, artan maliyetler ve tedarik darboğazları nedeniyle üretimlerini durdurmak zorunda kalabilir. Dünya Bankası raporu, küresel ticaretin 2025'te yalnızca yüzde 1,8 büyüyeceğini, bunun son 50 yılın en düşük oranlarından biri olduğunu belirtiyor.
Uzmanlar, savaşın doğrudan sonuçlarının yanı sıra, yaptırımlar, deniz ticaret yollarının güvensiz hale gelmesi ve askeri harcamaların artması gibi ikincil etkilerinin de uzun vadede hissedileceğini vurguluyor. Ayrıca, İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı, bölgede radyoaktif kirlenme riskini de beraberinde getirebilir. Dünya Bankası, bu tür bir senaryoda küresel GSYH kaybının 2 trilyon dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor. Gelişmekte olan ülkeler, kırılgan sağlık sistemleri ve yüksek borç oranları nedeniyle bu krizden en çok etkilenecek kesim olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak ABD-İran savaşından doğrudan etkilenecektir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütecek, enflasyonu tetikleyecek ve TL üzerinde baskı yaratacaktır. Ayrıca, İran ile 120 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi bulunan Türkiye, bu pazarda ciddi kayıplar yaşayabilir. Güvenlik açısından ise sınır komşusu İran'daki bir çatışma, mülteci akışını artırabilir ve terör gruplarının bölgede güç kazanmasına yol açabilir. Türkiye'nin NATO üyesi olması, ABD ile askeri bir çatışmada taraf olma riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik girişimlerle gerilimi düşürmeye çalışıyor hem de ekonomide alternatif tedarikçiler ve enerji tasarrufu önlemleri hazırlığı yapıyor.